TKİ Batı Linyitleri
Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı ‘nca düzenlenen yeraltı zenginliklerimiz madenlerimiz adlı basın turunun 3. durağı TKİ Batı linyitleri 4. durağı ise Kastamonu Küre’deki Eti Bakır tesisleri oldu. Seyitömer ve Tunçbilek kömür madenleri, yeraltı ve açık ocakları ile Seyitömer Termik Santrali ve kömür zenginleştirme tesisleri kapılarını ulusal basın ve yayın kuruluşlarının temsilcilerine açarak iki günlük bir programa evsahipliği yaptı. Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı’nın organizasyonu ile düzenlenen gezi 25 Nisan – 26 Nisan 2009 tarihleri arasında gerçekleşti. “Yeraltı zenginliklerimiz, madenlerimiz” adı altında düzenlenen gezide haberciler Türkiye’nin linyit potansiyeli hakkında önemli bilgiler öğrendiler.
12 MİLYON TON YENİ KÖMÜR MÜJDESİ
TÜRKİYE’NİN ELEKTRİK İHTİYACININ TÜMÜNÜ KENDİ KÖMÜRLERİMİZDEN KARŞILAYABİLİRİZ
Geçmiş dönem hükümetleri yerli kömür yerine enerji talebinin karşılanması işini ithal doğalgaza bıraktılar. Bu kararla pek çok kişi işsiz ve aşsız kaldı. Kömür endüstrimiz çöktü. Bu alanda çalışan devlet kurumlarımızda her tarafı örümcek ağı sardı. Türkiye’nin enerjide bu denli dışarı bağımlı olmasının maliyetinin karşılanmasının olanaksızlığı çok geçmeden anlaşıldı. Ancak Ülkemiz ciddi bir borç batağının içine çoktan sürüklenmişti. Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu TKİ’de bu bahsettiğimiz dönemde en çok zarar gören kurumlarımızdan biriydi. Uzun bir dönem boyunca geriledi. Kurum iyice hantallaştı ve ne zaman tasfiye olacağına dair konuşmalara şahit olundu.
Ancak beklenen olmadı. Dr. Selahattin Anaç’ın Genel Müdürlük görevine atanmasından bu yana TKİ’de gözle görülür bir gelişim ve ilerleme yaşanıyor. Bugünkü TKİ, dinamik personeli, teknolojik çalışma yöntemleri, üniversitelerle geliştiridiği işbirliği olanakları, temiz kömür teknolojisi geliştirme konusundaki girişimleri, hükümetin kömür yardımı programında ihtiyaç duyulan kömürü zamanında üretme başarısı bu gelişimin açık gözle görülen taraflarıdır. TKİ sınırlı miktarda da olsa kömürünü aldıktan sonra zeytin ekimi yaptığı alanlardan topladığı zeytinlerden sızma zeytinyağıda üreterek GLİ markasıyla gıda çarşılarının tereklerini süslemeye hazırlanıyor. Toprak düzenleyici olarak geliştirdiği Hümik asit ile Türk tarımın can damarı olmaya hazırlanıyor. Seyitömer Höyüğünün altında yatan 12 milyon ton tahmini linyit birikimini işlemek için kurtarma kazısına 5 mkilyon lira bütçe ayırabilecek konuma yükseldi. Kazı programlandığı gibi 2010 yılında tamamlanırsa TKİ’nin kasasından 5 milyon lira dolayında para çıkmış olacak ve değeri 450 milyon lira olarak hesaplanan 12 milyon ton kömüründe sahibi olacak. Kömürden petrol üretme girişimi gazlaştırma girişimi TK’inin önümüzdeki dönem ülkemiz için hangi konuma yükselmeye çalıştığının açık işaretleri. TKİ artık Türkiye’nin ilk 500 büyük endüstri kuruluşu içerisinde 19’uncu sırada, istihdam ve karlılık yönünden de kamuda dördüncü sıraya yükseldi.Bu başarımın içeriği daha da genişletilebilir.
2008 yılı sonu itibariyle 2 bin 278’i memur, 6 bin 791’i işçi olmak üzere 9 bin 69 personeli, yaklaşık 2,5 milyar ton görünür linyit kömürü rezervi bulunan kurum, geçen yıl 1 milyar 700 milyon dolarlık ciro ve 196 milyon TL net kar elde etti. Özellikle kömürün temiz kullanılması ve ve enerjinin ana hammaddesi olmak için büyük projeler üreten TKİ Üniversitelerle kurum arasında kurduğu bilgi köprüsü ile Maden, kimya ve petrol alanında kariyer yapmak isteyecek yeni mühendislerin gözünde parlayan bir yıldız konumuna yükseliyor…
ULUSAL BASIN BU BAŞARIYI YERİNDE GÖRDÜ.
Yurt Madenciliği Geliştirme Vakfı’nca ulusal basın kuruluşlarının habercilerine madenleri tanıtmayı amaçlayan yer altı zenginliğimiz madenlerimiz adlı basın turunun 3. durağı TKİ’nin başarılı çalışmalarını yerinde görmek amacıyla Kütahya’daki Batı linyitleri işletmesi oldu.
Kurumun Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü, Maden Mühendisi Dr. Selahattin Anaç, Kütahya’daki Seyitömer ve Tunçbilek linyit kömür madenlerinin zenginleştirme tesisleri ve termik santrallerinde gerçekleşen geziye YMGV Başkanı Prof. Dr. Güven Onal ile birlikte başkanlık etti. Kurumun Genel Müdür Yardımcıları, Batı Linyitleri İşletmesi GLİ, Müessesesi Müdürü Paşa Kaya, Seyitömer İşletmesi SLİ, Müessese Müdürü, Yüksel Koca TKİ Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Aktaş, Daire Başkanları, Teknik Müdürler; “linyit zenginliğimiz” hakkında ulusal basının temsilcilerine tam bir bilgi şöleni sundularBilgi Şöleni’nin bir başka önemli konuğu daha vardı. O’da Eski bir Etibank mühendisi olan ve şimdi Kütahya Belediye başkanlığı koltuğunda oturan Mustafa İCA, ile Seyitömer Belediye Başkanı….
Dr. Selahattin Anaç’a göre tüketimi durmadan artan, gelecekte hepimizin çok önemli şekilde arayışı içinde olduğumuz enerji sorununun, belkide tek çözüm yeri olarak kömür gözüküyor. Nedeni de şu: Kömür hepimizin bildiği gibi doğada tespit edilip, rezervi bilindiği sürece, talebe göre üretim yapabileceğimiz, ihtiyacımız olan enerjiyi kesintisiz üretebileceğimiz tek enerji kaynağı.”
Enerjide dışa bağımlılık artması: Enerjide dışa bağımlılığımızın giderek artması yanında pahalı oluşu, yerli kaynaklara daha fazla yönelmemiz gerektiğine değinen Dr. Anaç, bu konudaki çalışmalarını şöyle özetledi;
“Bu anlayışla, ‘Linyit Rezervlerimizin Geliştirilmesi ve Yeni Sahalarda Linyit Aranması’ projesi TKİ koordinatörlüğünde, teknik olarak MTA’ öncülüğünde ve sorumluluğunda ETİ Maden, Türkiye Petrol Rafineriler Anonim Ortaklığı (TPAO), Elektrik Üretim A.Ş (EÜAŞ), Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) ve Devlet Su İşlerinin (DSİ’ katılımı ile 2005 yılında başlatıldı Proje ile başta MTA ve TKİ arşivlerinde ki linyit arama kuruluşların kömürle ilgili verileri değerlendirilerek araştırılacak alanlar belirlendi. 2006 yılından sonra projenin koordinatörlüğü MTA’ya verildi. Bu çalışmalar ile Trakya ve Karapınar havzalarında yeni kömürler bulundu. Bilinen sahalarda ise rezerv artışları sağlandı. Şu ana kadar Afşin-Elbistan’da 1.915 milyon ton, Konya-Karapınar’da 1.280 milyon ton, Trakya’da 498 bin ton, Manisa-Soma-Eymez’de 170 milyon ton, Eskişehir Alpullu’da 275 milyon ton yeni linyit kömür sahaları bulundu.”
TKİ Genel Müdürü Dr. Anaç, rezerv arama konusunda en tarafsız kişinin YMGV Başkanı Prof. Dr. Güven Önal olduğunu; “Türkiye’nin kömür sahalarının, belki 3’e katlanabilir” dediği zaman, çok kişinin inanmadığını, oysa bugün bir buçuk iki yıllık bir arama seferberliğiyle MTA’nın da yardımıyla, bunu bulma olasılığımızın yüksek olduğunun ortaya çıktığını öne sürdü.
Kömürle ilgili yanma önce ve sonrası çalışma: “Temiz Kömür Teknolojisi” dendiği zaman, kömürün artık eskisi gibi sobanın içine atar gibi yakıldığı dönemin zamanı geçmiş gibi gözüktüğüne, dünyada şu anda kömürle ilgili yanma öncesi ve sonrası, çok büyük çalışmalar ve gelişmelir olduğuna da değinen Dr. Anaç; “Bu konularda Eynez ile birlikte örneğin Soma’da, 22 megavatlık santralımızı, demonstrasyon projesi olarak Avrupa Birliği 7. Çerçeve Programında, yeni bir teknoloji olan hava yerine oksijenle kömür yakılarak karbon dioksitin de geri çevrilerek baca gazı içinde tutulmaya hazır hale gelmekte. Kyoto Protokolünün getirdiği koşullara göre çalışan bir tesis kurmaya çalışıyoruz. 9 Ülkeden 17 kuruluş, bu projede yer aldı. 15 üzerinden yaklaşık 12 puan aldık. Şu anda kazanan kişi belli değil ama, eksiklerimizi tamamlayıp kendimizi tekrar o yönden, eğer sıralama olursa tekrar girmeyi düşünüyoruz” diyor…
2006 yılında Kasım ayından itibaren, Türkiye’de özellikle temiz kömür teknolojileri konusunda bir beyin fırtınası toplantısı yaparak, başlattıkları yol haritasının devam ettirdiklerini ve bu konuda da İTÜ Maden ve Kimya Fakülteleri ile beraber Tavşanlı Tunçbilek’de bir pilot tesis kurma çalışmalarının son aşamasına geldiklerine de değinen Genel Müdür Dr. Anaç, bu konuda sözlerini şöyle sürdürdü;
Tabi-i bütün bu çalışmaları yapabilmek için, kamu oyunun da bize deteği gerekiyor. Kömür, çok temiz yakıt aslında. Özellikle Bu yeni teknolojilerle neredeyse sıfır emisyonla elektrik veya başka bir şey üretmek mümkün oluyor. Örneğin plazma teknolojisi, kömürde de denenmeye başladı.
Burada da örneğin bütün atıklar, rektifiye olarak granürle şekilde çevreye zarar vermeden üretilebilir. Kömürün gazı da her türlü şeyden arınmış oluyor. Özellikle civa ve kükürt konusunda problem kalmıyor.
Dolayısıyla bu konularda TKİ olarak üzerimize düşen koordinatörlük, bazen müşteri, bazen işletmeci oluyoruz. Bu amaçla da ilk defa Gazi Üniversitesi’nde bir teknoparkta bir kamu kuruluşu olarak 500 m2 ye yakın yer kiraladık ve şu anda faal olarak çalışıyor. Burada da özellikle hocalarımızın bize verdiği desteği yansımamak gerekiyor. Onların önderliğinde Türkiye’nin ihtiyacı olan bütün çalışmaları yapacağımızı düşünüyoruz.”
YAKLAŞIK 39 MİLYON TON
LİNYİT ÜRETİYORUZ.
Yaklaşık 45 milyon tona yakın linyit üretimi yapabilecek bir kapasiteye sahıp olduklarını, şu anda 39 milyon tona yakın bir üretim yaptıklarını, özellikle Tunçbilek Yeraltı Projeler’nden bir tanesinin gerçekleşmek üzere olduğuna değinen Genel Müdür, bir yada bir buçuk yıl sonra, 1.4 milyon ton ek yer altı kapasitesiyle üretime geçecek en büyük yatırım projesi olduğunu da ileri sürdü.
Ayrıca Soma’da 3 ayrı özel kuruluşun girişimiyle oluşturdukları modelle 8 milyon tona yakın yeraltında üretim yapıldığı ve bunun 8 bin kişinin çalıştığı önemli proje olduğunu da belirten Dr. Anaç; “2004 yılından itibaren geliştirilmiş çok önemli bir proje. Bunun dışında çok büyük bir yatırım olarakta gelecekte, Tunçbilek’de derin sahalar ve Soma Eynez Bölgesi’nde yeraltı yatırımı düşünüyoruz. Bu konuda da çalışmalarımız belki 6 ay içinde tamamlanmaya başlayacak. Hacettepe Üniversitesi ile birlikte Teknoparkta mühendisilik çalışmalarını tamamlamış bulunuyoruz. Proje peyderpey gerçekleştirilecek” diyor. Dr. Selahattin Anaç, Batı Linyitleri işletmesi için Burası TKİ’nin kalbi, Kömür ise başımızın tacı benzetmesini yapıyor. Habercilere bu sahaları gezdirmekle madenciliğin emek işi olduğunu göstermek istediğini hatırlatıyor.
Dr. Selahattin Anaç “Kömür ile ilgili çalışmaları çok umut verici olarak tanımlayarak Şunları ekliyor. “Burada özellikle Ar-Ge konusunda yapacağımız çalışmalar, kömürün temiz olarak çevreyi kirletmeden yanmasının sağlanması üzerine önemli bir girişim olacak. KYOTO koşullarını ihlal etmeden bilimin ışığından yararlanarak milli varlığımız olan bu kömürü en iyi şekilde değerlendirme yollarını arıyoruz. Bu konudada hem TÜBİTAK ile hem diğer üniversitelerimzle kalıcı ilişkiler geliştiriyoruz. Çerçeve Anlaşmaları imzalıyoruz. Gazi Üniversitesi Teknoparkı’ının içinde bizimde bir Tekono parkımız var” diyor.
Ar-Ge faaliyetlerimizi yürütecek çeşitli işbirliği olanakları yaratan Başbakanlığımızın, özellikle teknoloji konusunda her adımı bizde takip ediyoruz. Kamu kuruluşu olarak ilk defa böyle bir girişimi biz başlattık. Bununda çok yararlarını gördük. Özellikle yeraltı projelerine çok önem veriyoruz. Şimdiye kadar genel olarak sadece raporların üretilerek, dosya içine sakladığı dönemler yaşadık. Bu projeleri artık masaya getirmemiz gerekiyor. Bununda çalışmalarını yaptık. Özellikle kurumların ellerindeki bilgi birikimini değerlendiren, gerek yurt içi gerekse yurt dışı teknik geziler ile donatılmış olan TKİ çalışanlarının ürettiği projelerin çok değerli olduğunu herkes görecektir”
Dr. Selahattin Anaç, Enerji durmadan artan ve gelecekte de artmaya devam edecek en önemli ihtiyactır. Enerji kaynakları; taşkömürü, linyit, bitümlü şist (kömür türevi) ile petrol, asfalt, doğalgaz (petrol türevi) gibi fosil kaynaklar ve nüklüer enerji de “yenilenebilir) enerji kaynakları olmak üzere oluşuyor.Linyit; termik santrallerde, endüstrilerde ve ısınma kullanılıyor. koklaşabilir nitelikli taşkömüründen elde edilen koko kömürleri ise demir-çelik endüstrisinde kullanılıyor.
Bugün Polonya, Güney Afrika, Avustralya, Çin ve Hindistan’da elektrik üretimlerinin %75’inden fazlası kömüre dayılı santrallarda üretmekte olup, bu oran Çek Cumhuriyeti, Yunanistan ve Almanya’da %50’sinin üstünde iken Türkiye’de %28, Dünyada ortalama %41 dolayındadır.
Genel Müdür Dr. Selahattin Anaç, Kömürün dünya ölçeğinde talep gördüğünü bildirerek” Kömür şu anda en fazla artan birinci enerji kaynağı durumundadır. Mevcut tüketim seviyesi baz alındığında dünya kömür birikimlerinin bu talebi 133 yıl daha karşılaması, sözkonusudur. Buna karşılık yeni birikim bulunmadığı takdirde doğalgaz birikimlerinin 40 yıl içinde tükenmesi beklenmektedir. Kömür hiçbir işletme yapılmadan çıkarılır: Kömür açık işletme veya yeraltı üretim yöntemleriyle tüvenan olarak çıkartılır. Kömür zenginleştirme yöntemleriyle kömürün kullanım amacına yönelik olarak kırma / öğütme, eleme / boyutlandırma, yıkama ve zenginleştirme işlemlerinden oluşur. Bu teknolojiler kısaca kömüre karışan inorganik maddeleri (kül yapıcı mineraller ve piritik kükürt) kömüründen azaltmak, nem ve kül oranının düşürerek kalori değeri yükseltmek olanaklıdır.
TKİ, kömür yıkama kapasitesini arttırma yönünde ciddi çalışmaları yürüterek, kapasitesini 24 milyon ton/yıla, torbalama kapasitesini yaklaşık 30.000 ton/gün’e çıkardı. Ayrıca lavlar, şlam ve ince atıklarının değerlendirilmesi ve briketleme, kuru kömür zenginleştirme yönteminin uygulanabilirliği araştırılması üzerine Ar-ge çalışmaları yürütülüyor. Kömür yıkama ve kapasite arttırma: Kömür hazırlama ve zenginleştirme teknolojileri dünyada gelişmekte olan ülkeler ve Rusya dışında, başta ABD, Avrupa, Avustralya olmak üzere gelişmiş devletlerde yaygın olduğu bilinmekte. Isınmada yada sanayide kullanılan zenginleştirilmiş kömürler, otomatik doldurma sistemiyle torbalara konuluyor. Termik santrallarda kullanılacaklar ise açık olarak sevk ediliyor.
KÖMÜRÜN GAZLAŞTIRILMASI
TKİ kurumunun, linyitlerin gazlaştırma yönünden karakterizasyonu ve gazlaştırılarak sentez gazı, sıvı yakıt, çeşitli kimyasallar üretimi konusunda çeşitli ulusal ve uluslar arası araştırma kurumları ve üniversitelerle pilot ölçekli projeler başlatıldığına da değinen Genel Müdür Dr. Anaç, bu konuda sözlerini şöyle sürdürdü; “Bu kapsamda; üniversiteler araştırmacı kurum ve kuruluşlarla doğrudan işbirliği yapmak, Ar-Ge ve inovasyon faaliyetlerinde bulunmak, teşviklerden yararlanmak ve uygun işbirliği platformları oluşturmak üzere Gazi Teknopark Teknoloji Geliştirme Bölgesi’nde uygun büyüklükte bir mekanı kiralamış bulunmakta” dedi.
Ekim 2007 de İTÜ ile imzalanan; “kömürden gaz ve sıvı yakıt üretimi” adlı TKİ-İTÜ projesi kapsamında, linyitlerimizden kalorisi yüksek, kükürt ve oksitleri Nox, CO2 ve toz emisyonları düşük temiz kömür elde edilmesi, ayrıca kömürden gaz ve sıvı yakıt üretimi ile ilgili araştırmalar yapılacağına da değinen Dr. Anaç; “ Bu amaçla Tunçbilek’ de kurulacak 250 kg/saat kapasiteli pilot tesisde, linyitlerimiz gazlaştırılarak, sentez gazı, IGCC, sıvı yakıt ve çeşitli kimyasallar üretimi için araştırma faaliyeti gerçekleştirilecek” dedi.
Burada Tunçbilek, Seyitömer ve özel teşebbüse ait kömürlerin denenebileceği bir araştırma platformu olacak. Bu çalışmalarımızı da hemen hemen tamamlamış durumdayız. Bu yıl ihaleye çıkıyoruz, pilot tesisi kuracağız. Kömürü gazlaştırma projesinin burada çok önemli bir tarihsel anlamı var. Çünkü Seyitömer kömürü 1968′li yıllarda gazlaştırılarak amonyak elde edilmiş. İnşallah biz de bunun gibi, metanol, amonyak veya sentetik doğal gaz veya başka bir kimyasal ürün üreterek ülkemizin ihtiyacı olan ürün çeşitliliğini sağlamış
Son Yorumlar