TMMOB Maden Mühendisleri Odası Başkanı Mehmet Torun, “Zor günler geçiriyoruz, maden mühendislerinin işsizlik oranı yüzde 35’ler civarında. Bu oran genç mühendislerde daha da yüksek” dedi.
TMMOB Maden Mühendisleri Odası Başkanı Mehmet Torun, meslektaşlarının son yıllarda ciddi statü kaybı içinde bulunduklarını ifade ederek, “Zor günler geçiriyoruz, maden mühendislerinin işsizlik oranı yüzde 35’ler civarında. Bu oran genç mühendislerde daha da yüksek” diye konuştu.
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Maden Mühendisleri Odası, Dünya Madenciler Günü dolayısıyla ‘Madenciler Gecesi’ düzenledi. Dedeman Oteli’ndeki geceye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, milletvekilleri ve maden mühendisleri katıldı.
Özel sektörde dikkat
Bakan Yıldız, gecedeki konuşmasında, maden mühendislerinin zor bir mesleğe mensup olduklarını, ancak ülke kaynaklarını, yer altı zenginliklerini harekete geçirerek önemli bir görev ifa ettiklerini belirtti.
Dünyada bazı ülkelerin gayri safi yurt içi hasılasında madenciliğin önemli bir payı olduğuna dikkati çeken Yıldız, “’Türkiye de yurt dışı borçlanmaya girmeden kendi öz kaynaklarını yer altı kaynaklarını çıkartarak sağlayabilir” dedi.
Global krizin madencilik sektörünü de etkilediğini ve net karlarda düşüşe neden olduğunu kaydeden Yıldız, Türkiye’de son 7-8 yıl içinde maden arama ruhsatlarının arttığını, ancak bu durumun bir takım avantajlarının yanı sıra dezavantajları da beraberinde getirdiğini anlattı. Bakan Yıldız, bu nedenle kamunun, özellikle özel sektörün dikkatli olması gerektiğine işaret etti.
Gençlerde işsizlik
TMMOB Maden Mühendisleri Odası Başkanı Mehmet Torun da meslektaşlarının son yıllarda ciddi statü kaybı içinde bulunduklarını ifade ederek, “Zor günler geçiriyoruz, maden mühendislerinin işsizlik oranı yüzde 35’ler civarında. Bu oran genç mühendislerde daha da yüksek” diye konuştu.
Madenciler gecesinde daha sonra, meslekte 40-50 yılını dolduranlara Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer ile milletvekillerince plaket verildi.
Avrupa Birliği Pazarına Girişte Dikkat Edilmesi Gereken Uygulamalar
Türkiye’deki ihracatçılar için, doğal taş ürünlerinde AB pazarına girme konusunda çok önemli fırsatlar vardır. Özellikle AB ülkelerinin taleplerinin karşılanması konusunda, yerel üretimin yetersiz kalması, ülkemizdeki üreticilerin ucuz ve kaliteli doğal taş ürünleri sunması bu imkanların oluşmasında etkili olmuştur.
İhracatçılarımızın AB’ye ihracat gerçekleştirmek için uzun vadede uyması gereken bazı önemli koşullar bulunmaktadır. Bu şartların sağlanması konusunda kısa vadede yeterli olunamayacaksa AB’ye ihracat yapmaya başlanmaması önerilmektedir.
Bu pazara girmek isteyen üretici/ihracatçılarımızın
en azından başlangıç olarak aşağıdaki konularda hazır olmaları gerekmektedir. Her bir koşulun incelenerek, ihracatçı firma için geçerli olup olmadığının kontrol edilmesi gerekmektedir.
AB mevzuat hükümlerinin yanında doğal taş ve doğal taş ürünleri ihracatçılarının bilgi sahibi olması gereken mevzuat dışı kurallar bulunmaktadır.
1. Ambalaj, Markalaşma ve Etiketleme
Söz konusu ürünlerin ambalajlanması ile ilgili kurallar öncelikli olarak ürünlerin taşınması ve teslim edilmesi sırasında hasar görmesinin engellenmesidir. Ürünlerin markalanması ve etiketlenmesi ile ilgili olarak bazı özel talepler bulunmakta olup bunlar levha ve fayans için farklılık göstermektedir. Diğer farklı talepler ise bahçe düzenleme, kaldırım taşı için olan olanlardır.
AB’de doğal taşlar ve doğal taş ürünlerine ilişkin olarak; Avrupa Birliği Taş Endüstrisi Federasyonu, Avrupa’da pazarlanan taşların niteliği ve kalitesini garanti eden bir logo geliştirmektedir. Söz konusu proje ile ilgili gelişmelerin AB’ye ihracat gerçekleştiren ihracatçılar tarafından değerlendirmeye alınması gerekmektedir.
2. Kaliteye İlişkin Talepler
AB’deki müşteriler normal koşullarda kendilerine uygun fiyat ve belirtilen kalitede ürün sağlayabilecek güvenilir tedarikçiler aramaktadır. İhracatçılarımız ürün kalitesini sürekli aynı tutmalı ve istenen özelliklerde sürekli ürün sağlayabilmelidirler.
3. Güvenlik
AB pazarının en önemli talebi, lojistik konusundadır. Tedarikçiler, ürünlerin zamanında teslim edilmesi açısından % 100 güvenilir olmalıdır. Bu nedenle tedarikçi firmalar, esnek olmalı, teklif ile sipariş arasında geçen süre kısaltılmalı ve kontrol altına alınmalıdır.
Zamanında teslimat ve kalite standartlarına uygunluk süreklilik göstermelidir. Pratikte bu husus yeni makineler ve eğitim için yatırım yapmak, makine operatörlerini ve kalite kontrol elemanını eğitmek anlamına gelmektedir.
4. Profesyonel İletişim
AB’deki müşteriler, ihracatçılarımızın iyi düzeyde iletişim kabiliyetine sahip olmalarını beklemektedir. Buna göre ihracatçılarımızın yazışmalarda, görüşmelerde, sunumlarında açık ve anlaşılır, randevularına sadık, soruları yanıtlama konusunda hızlı ve ticari sorunların çözümünde yeterli olmaları gerekmektedir. İş birliklerini başarısız ve zor kılan en önemli konunun iletişim olduğunu belirtmek gerekir.
5. Ürün ve Ülke Seçimi
İhracatçı firma ticari faaliyete geçmeye karar verdikten sonra, hangi ürün ile hangi AB ülkesinde çalışma yapacağını belirlemelidir. Firma olarak pazarlama stratejisi oluşturulurken; özellikle ülke seçimi bölümünde seçilen ülkenin tek bir pazar olmadığı ve 27 ülkeden oluşan AB yapılanması içinde yer aldığı göz ardı edilmemelidir.
AB tüketim eğilimleri renk ve tasarım açısından hızlı bir değişim göstermektedir. Söz konusu eğilimlere, örneğin özgün renkli bir taş tedarik etmek suretiyle, çabuk cevap vermek AB’de pazar bulunması için en garantili yöntemdir.
Ancak bazı ihracatçılar doğal taşların çıkarılması ve işlenmesi konusunda sadece yerel kaynaklarını kullandıklarından, AB’nin sıklıkla değişen tüketim eğilimlerine uyum sağlayamamaktadır. Ancak markasız ve ucuz ürünler için de talep olduğundan, özgün olmayan doğal taşların da AB ülkelerine ihracatı mümkündür.
Son Yorumlar