Granit kesim makinaları ülkemizde üretilmediğinden dolayı yurt dışından ithal edilmektedir. Lakin yurt dışındaki taş örnekleri genel anlamda ülkemiz taş örneklerine göre daha yumuşak olmasından dolayı ülkemizde bu makinalar randımanlı bir şekilde çalışmıyor ne yazık ki. Granit, bazalt, andezit, mermer, traverten, küfeki taşı gibi taşlarda bu nedenle gönye ve ebat sorunları yaşanabiliyor.
Türk doğaltaş sektörüne çağ atlatacak proje
İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) yönetimi, Türk doğaltaş sektörünün geleceğini temelinden etkileyecek önemli bir projeyi sizlere sunuyor; İzmit, Derince bölgesinde 2 bin dönümlük arazi üzerinde gerçekleştirilecek olan İMİB Mermer Borsası ve Kompleksi…
Dünya doğaltaş ihracatının 12 milyar dolara ulaştığı günümüzde, toplam küresel ihracatın yüzde 10’luk kısmını Türk ihracatçıları gerçekleştiriyor. 90’lı yılların başında 40 milyon dolar olan Türk doğaltaş ihracatı, büyük bir gelişme kaydederek, günümüzde 1.2 milyar dolarlara ulaşmış bulunuyor. Dünya mermer rezervinin yüzde 37’sine sahip olan Türkiye, bu özelliğiyle toplam ihracattan elde ettiği bu gelirini daha üst seviyelere taşıyabilecek kapasiteye sahip. Bu hedefe ulaşmak, ancak mermer sektörünün yeniden yapılanması, günün ihtiyaçlarına ve gelişen teknolojilere ayak uydurması, küreselleşen dünyada yabancı alıcıya en kolay şekilde ürünlerin ulaştırılmasıyla mümkün.
Sektörün tüm gereksinimlerini karşılamak için
Doğaltaş sekörüne hizmet amacıyla yola çıkan İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) yönetimi, bu sektörün geleceğini temelinden etkileyecek önemli bir projeyi sizlere sunuyor. İzmit, Derince bölgesinde 2 bin dönümlük arazi üzerinde gerçekleştirilecek olan ‘İMİB Mermer Borsası ve Kompleksi’ projesi, sektör için çok büyük yararlar sağlayacak bir proje… Bu projede, ülkemizde üretilen bütün doğaltaşların sergilenebileceği büyük fuar alanı, mermer borsası binası ve mermer sergi alanı, sektör için gerekli kalifiye elemanların eğitilmesi için bir okul, içinde otel, restoran, ibadethane, toplantı ve kongre salonlarının bulunduğu sosyal tesis bölümü, açık ve kapalı depolamalar için kullanılacak olan değişik ebatlarda araziler bulunuyor. Bu projeyle ulaşılmak istenen hedefler ise Türk doğaltaş sektörünü çok daha ileri noktalara taşıyacak.
Eğitim, üretimi bir üst noktaya taşıyacak
Mermer sektörünün önemli sorunlarından biri kalifiye eleman açığı. Bu proje çerçevesinde eğitim vermesi planlanan okul, bu açığı gidermek amacıyla dizayn edilecek. Türkiye’nin farklı yerlerinde bulunan ocak ve fabrikaların ihtiyaçları doğrultusunda gönderecekleri elemanlar yatılı olarak kalabilecekleri bu okulda eğitilecek. Konularına göre yedi gün ila altı ay arasında değişen farklı programlara tâbi tutulacak bu elemanlar; ocak işletmeciliği, fabrika işletmeciliği, kalite konrol, ambalajlama, çevre, iş makinesi operatörü eğitimi, katrak, este, cila makineleri eleman eğitimi, ihracat eğitimi, maliyet muhasebesi gibi konularda yetiştirilecekler. Bu sayede ocak ve fabrikalar, yeni eleman eğitimi için uğraşmayıp, bu okulda yetiştirilen elemanlarla ihtiyaçlarını karşılayacabilecekler.
Tüm doğaltşalarımıza tanıtım olanağı
Bu kompleks içindeki 15 bin metrekare olarak planlanan fuar alanında, Türkiye’de çıkartılan doğaltaşların tamamı sürekli olarak sergilenebilecek. Bu sayede yurtdışından gelen yabancı müşteriler ve yerli alıcılar, Türkiye’nin sahip olduğu doğaltaşların hepsini bir arada görebilecek, bu ürünleri karşılaştırabilecek. Ülkemizde çıkartılan bütün doğaltaşları görmek ve buna göre alım yapmak isteyen bir alıcının, günümüz şartlarında bunun için uzun bir süre uğraşması gerekir. Oysa hayata geçirilecek böyle bir daimi fuarla alıcı, istediği zaman aynı gün içinde Türkiye’nin sahip olduğu tüm doğaltaşları görme imkânı bulacak. Doğaltaşların özellikleri hakkında fuar görevlilerinden bilgiler edinebilecek. Her türlü renk ve çeşitte doğaltaşın bulunacağı böyle bir fuar alanı, dünya çapında ses getirebileceği gibi, ülkemizi diğer doğaltaş üreticisi ülkelerin bir adım önüne taşıyacak. Ayrıca fuar alanında beğenilen taşlar, depolama bölümündeki firmalardan da kolayca satın alınabilecek. Adeta bir müze görüntüsünde olması planlanan fuar alanı, geniş kitlelere hitap edecek ve ülkemizde de doğaltaşa ilgiyi artıracak.
Mermer borsası sayesinde üreticiyle alıcı bir araya gelecek
Proje kapsamında gerçekleştirilecek olan mermer borsası, sektöre yeni bir heyecan getirecek. Yerli ve yabancı müteahhitler ve atölye sahipleri, sergi alanına getirilen ve açık artırmaya sunulan ürünleri inceleyip, 15 günde bir düzenlenecek olan bir mezatta bu ürünleri satın alabilecekler. Bu sayede sadece belli renk ve taşlarla sınırlı kalmak zorunda kalan tüketiciler, farklı renkte mermerleri ihtiyaçları doğrultusunda temin edebilecekler. Açık artırmayla fabrikalar, sahalarında bulunan ürünleri alıcıya en kolay yoldan ulaştırmış olacağı gibi, alıcı da kendisi için en uygun ürünleri seçebilecek. Bu borsa, üreticiyi müşteri beklemeye mahkum olmaktan, alıcıyı da sadece birkaç üreticiyle sınırlı kalmaktan kurtaracak.
Kesintisiz müşteri hizmeti
Bu projenin yerleşiminde en geniş alanı depolar tutacak. Bin 250, 2 bin 500, 5 bin, 10 bin ve 15 bin metrekare alanlardan oluşan bölümlerde ürünler ihtiyaca göre Türk doğaltaş üreticilerine sunulucak. İklim açısında sert bölgelerde faaliyet gösteren ocak ve fabrikalar, depolarda bulunduracakları ürünler sayesinde kesintisiz müşteri hizmetlerini karşılayabilecekler.
Her türlü sosyal hizmet
Projede; sosyal alanlar içerisinde otel, restoran, toplantı ve kongre salonları ve ibadethaneler düşünülüyor. Yurtiçinden veya yurtdışından gelecek müşteriler, kompleks içinde hizmet veren otelde kalabilecek ve diğer sosyal imkânlardan faydalanabilecek. Sektör sorunları düzenlenecek kongre ve toplantılar aracılığıyla tartışılıp, çözümler üretilebilecek.
İMİB’in geliştirdiği, ‘Mermer Borsası ve Kompleksi’ projesiyle, ülkemiz, dünya mermer tüketicileri için bir cazibe merkezi olacak.
Gerçekleştirilecek bu ve benzeri projelerin, Türk doğaltaş ihracatını kısa sürede layık olduğu yere yükseltip, dünya lideri yapacağından hiç bir şüphemiz yok.
Türk mermerciliğinin ilk fabrikası
İsmini mermerden alan Marmara Adası’nda mermer ocakları yüzyıllardan beri işletiliyor. 1912 yılında İngilizler tarafından inşa edilen ve günümüz modern mermer fabrikalarının ilki kabul edebileceğimiz fabrika, Marmara Adası’nda bulunuyor. Bir mühendislik anıtı olan adadaki ilk mermer fabrikası, 1974 yılına kadar üretimini sürdürmüş.
Ülkemizdeki ilk mermer fabrikası Marmara Adası’nın Saraylar Beldesi’nde 1912 yılında kuruldu. İngiliz ve Belçika ortak yapımı olan fabrika buharla çalışıyordu. İçerisinde sekiz katrak bulunuyordu.
2 bin 700 yıllık taş işlemeciliği mazisine sahip Saraylar Beldesi’nde, XX. yüzyılın başında tek bir mermer fabrikası dahi yoktu. Geçmişte Efes’e bile taş gönderecek mermer zenginliğine sahip olan bu adada, mermer biçebilecek böyle bir fabrika olmaması büyük bir eksiklikti.
Unkapanı’nda bir mermer atölyesine sahip olan Mehmet Efendi, bu eksikliği tesbit ederek, o zamanın armatörü Paşabahçeli Hakkı Bey ve Manizade’den bir kişiyle daha birleşip, Marmara Adası’nda ilk mermer fabrikasını hizmete açtı. Fabrikayı İngilizler`e inşa ettirdiler ve 1912 yılında resmi olarak faaliyete geçirdiler. 1912`den 1930`a kadar çalışan fabrika, 1930 yılında ortaklar arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle yine mermer işiyle ilgilenen Salih Sabri Karagözoğlu’na satıldı.
Türk mermerciliğine Atatürk’ten destek
Fabrikanın Salih Sabri Karagözoğlu’na satıldığı yıllarda Ankara yeniden kuruluyordu. Bakanlıklar, istasyonlar, bütün binalar olduğu gibi mermer işleriyle yapılıyordu. Türkiye`de de tek mermer fabrikası vardı ve fabrika, henüz tam kapasite çalışmadığı için ihtiyacı karşılayamıyordu. Bu nedenle halen İtalya`dan Türkiye’ye ithal ediliyordu.
Salih Sabri Karagözoğlu, fabrikayı aldıktan sonra Ankara`nın da imarı başlamış ve Atatürk`e kadar çıkmış. Böyle bir fabrikanın faaliyete geçtiğini söylemiş ve Atatürk’ün desteğiye İtalya`dan mermer ithalatı durdurularak tüm ihtiyaç Marmara Adası’ndaki bu fabrikadan temin edilmeye başlanmış.
İlk mermer fabrikamız nasıl çalışıyordu?
Marmara Adası’na yaptığımız ziyarette, adada yıllardır yaşayan ve ilk mermer fabrikasında görev almış kişilerle görüştük. Bize o zamanki teknolojik yokluk içinde böyle bir fabrikanın nasıl bir sistemle çalıştırıldığını anlattılar. İşte Marmara Adası’nın yerlilerinin dilinden ilk fabrikamızın hikâyesi:
“Türkiye’de ilk sekiz katrağın bir arada yapıldığı bir fabrika. Saatte 1 cm kesiliyordu ve buharla çalışıyordu. Kömürü ve kumu, dışarıdan naklediliyordu. Buradaki ocaklardan toplanan taş bu sahada biriktirilip, burada biçiliyordu. Daha sonra fabrika bacası çürüdü, buhar kazanları çürüdü ve kapandı. Buraya dışarıdan da taş geliyormuş diğer ocaklardan. Onlar da bu sahada biçilmiş olarak var. İşletme, 1974 yılında faaliyetlerine son verdi.
Burası Türkiye’nin ilk fabrikası ve sekiz katrak bir arada olan bir fabrika. Bunun bir benzerinin de İtalya’da olduğu söyleniyor.
Bu fabrikada biçilen taşlar dışarıdan gemilerle bu iskeleye geliyor, insan gücüyle raylardan içeriye alınıyor ve biçiliyordu. Marmara taşı da kamyonlarla fabrika sahasına alınıp, vinçle indirilerek, burada biçiliyordu. Bir taş bir haftada bitiyor, biçilen taş da tekrar raylar vasıtasıyla buradan gemiye yüklenip, İstanbul’a, İzmir’e ve Türkiye’nin her yerine gönderiliyordu.”
Peki, o günün teknolojik yetersizliğine rağmen böyle güç isteyen bir üretim nasıl bir sistemle yapılabiliyordu? Bu işlemi de yine ada sakinlerinin ağzından dinliyoruz:
“Bu fabrikanın ana makinesi buharla çalışıyor. İlk hareket, ana makineden ana mile… Ondan sonra da kesim makineleri katraklara hareket veriyor. Yedi katrak bir tarafta bir katrak da burada, toplam sekiz katrak çalıştırıyor. Bütün çalışan makineler, su pompaları, buhar pompaları hepsi kayış vasıtasıyla çalışıyor. Hiç elektrikli makine yok.
Katraklarımızın çalışma şeklini de anlatalım. `1 nolu katrak` kasnak vasıtasıyla çalışıyor. Güç aşağı-yukarı ilk ufak kasnakla iniyor.Blok girdikten sonra makine iniyor. Makine işini bitirdiğinde, kesin durması lazım. Buradaki sistemle kayış yer değişiyor, kasnaktan diğer boş kasnağa takılıyor ve o zaman bu makine stop ediyor. Ama bu sistem sürekli çalışıyor. Bu makine stop ettiğinde sistem kapatılmış değil. Su, yine kayışla, hidrolik pompa sistemiyle çalışıyor. Bu sistemle kum kazanlarına su atıyor, oradan devridaim yapıyor ve oradan mermerlerin üzerine akıyor. Eleklerden kum geçiyor; soket yok, elmas yok… Sadece saçla levhanın arasında kum vasıtasıyla, kuma elmas görevini yaptırıyor. Bu kumla blok kesimi devam ediyor. Bu makine bizim şimdi beş saatte kestiğimiz bloğu, o zaman beş gün, beş gecede kesiyormuş.
Sistemin işleyişinde, oluklarda bütün makinelerin üzerine giden bir su var. Bunlar oradan kumu alıyor devridaim motoruyla. Ve her blok tek tek çıkması icap ettiğinde kayışlar vasıtasıyla stop ettiriliyor. Öyle şalter malter yok. Kumu nasıl gelip topluyor? Dibinde pompalar var. Kayış vasıtasıyla pompa devridaim yapıyor, kum kazanına suyu basıyor. İkinci pompa suyu makinelere aktarıyor. Bu şekilde bu sekiz katrak, o dönemde daha kimsenin görmediği bir teknoljiyle buraya kurulmuş. Tarih 1912. 1912’de insanlar hiç araba görmemiş Marmara Adası`nda, ama sekiz katrak çalışıyormuş.”
Ada halkına bir de şunu sorduk: O dönemde insan gücü dışında bir imkân yok. İnsan gücüyle koskoca mermer bloklar nasıl fabrikaya getirilip kesiliyor ve tekrar nasıl limana indirilip Türkiye’nin çeşitli şehirlerine gönderiliyor? Bunun için o dönemde nasıl bir sistem kullanıldı? İşte cevabı:
“Taşımada kullanılan dört tekerlekli bir vagon. Blok, üzerine konuluyor, biçiliyor, plaka haline geldikten sonra bağlar çözülüyor, dışa alınıyor ve o vagonla beraber limana kadar naklediliyor. Limanda o günün şartlarında insan gücüyle o plakalar alınıyor ve geminin ambarına indiriliyor. Gemi dolana kadar bu meşakkatli iş sürüyor. Üstelik tek yüklenen mermer de değil. Gemi buraya gelirken, kömür yüklü geliyor. Yine insan gücüyle o kömür, ambarlardan limana indiriliyor. Oradan da tüm adaya dağıtılıyor.”
Dünyanın en zengin mermer yataklarının bulunduğu Alp kuşağında yer alan Türkiye, 5.1 milyar m3 –13.9 milyar ton muhtemel mermer rezervine sahiptir. Bu değer 15 milyar m3 olduğu tahmin edilen dünya rezerv toplamının %33’üne karşılık gelmektedir. Türkiye, bu rezervlere ilaveten gelişmekte olan sanayi ve üretimde kullandığı teknoloji ile dünyanın en önemli doğal taş üreticileri arasında yer almaktadır.
Türk doğal taş sektörü; çeşit ve rezerv zenginliği, sektör deneyimi, ham madde bolluğu, deniz ulaşımında nakliye kolaylığı, dinamik sektör yapısı, kullanılan yeni teknolojiler ve geniş renk skalası ile dünya doğal taş piyasasında önemli bir yere sahiptir. Son yıllarda mermer ocaklarında dinamit, kompresör vb. gibi ilkel yöntemlerle mermer çıkarılması esnasında mermer çok zarar gördüğü için halen çalışan 500’ün üzerindeki mermer ocağının büyük bölümünde tel kesme yöntemine geçilmiştir.
Türkiye’de çeşitli renk ve desenlerde kristalin kalker (mermer), kalker, traverten oluşumlu kalker (oniks), konglomera, breş ve magmatik kökenli kayaçlar(granit, siyenit, diyabaz, diyorit, serpantin, vb.)bulunmaktadır.
Dünya pazarlarında beğeni kazanabilecek nitelikte doğal taş çeşidine sahip olan Türkiye’de, rezervler Anadolu ve Trakya boyunca geniş bir bölgeye yayılmıştır. Rezervlerin bölgelere göre dağılımı, Ege Bölgesi %32, Marmara %26’, İç Anadolu % 11, Doğu Anadolu Güneydoğu Anadolu, Karadeniz ve Akdeniz Bölge’si %31 şeklindedir.
Sektörde yaklaşık 1000 adet mermer ocağı, küçük ve orta ölçekli 1500 fabrika ve 7500 atölyede yaklaşık 250.000 kişi istihdam edilmektedir. Üretimin en fazla olduğu iller, ocak sayısına göre Balıkesir(%27), Afyon (%23,60), Bilecik (%11,14), Denizli (%
ve Muğla (% 6) olarak sıralanmaktadır. Bu bölgelerdeki üretim tüm üretimin % 65 ‘ini oluşturmaktadır. Üretilen doğal taşların yaklaşık %7580’i işlenerek katma değeri yüksek ürünlere dönüştürülmektedir. Ekonomik mermer yataklarının bulunduğu diğer iller ise; Kırklareli, Balıkesir, Bursa, Kırşehir, Çankırı, Çorum,Kastamonu, Niğde, Kayseri, Artvin, Bitlis, Erzincan, Sivas, Tokat, Denizli, Kütahya, Eskişehir, Diyarbakır, Elazığ, Çanakkale, Konya ve Manisa’dır.
Ülkemizde 80’nin üzerinde değişik yapıda, 120’nin üzerinde değişik renk ve desende mermer rezervi belirlenmiştir. Uluslararası piyasada en tanınmış mermer çeşitleri; Süpren, Elazığ Vişne, Akşehir Siyah, Manyas Beyaz, Bilecik Bej, Kaplan Postu, Denizli Traverten, Ege Bordo, Milas Leylak, Gemlik Diyabaz ve Afyon Şeker’dir. Türk mermeri, farklı renk skalası ve kalitesiyle dünyanın pek çok ülkesinde, dünyaca tanınmış mekânlarda kullanılmaktadır. Vatikan’ın en önemli kiliselerinden biri olan Saint Pierre kilesesinin girişindeki sütun ve kaplamalarda Afyon İscehisar mermerleri kullanılmıştır. ABD’de Beyaz Saray’da yetkililerin basın açıklamaları yaptıkları alanda kullanılan mermer Elazığ’da üretilen Elazığ Vişne’dir. Alman Parlamentosu, Fransa Parlamentosu ve ABD Temsilciler Meclisi’ de Elazığ vişnenin kullanıldığı diğer mekânlardır.
Dünyanın en önemli eğlence merkezlerinden Disneyland’da 18 bin metrekare Türk mermeri yer alırken; dünyanın dört bir yanındaki pek çok lüks otelin ıslak zeminlerinde Türk mermeri tercih edilmiştir.

İstanbul Maden İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Kahyaoğlu, hedeflerinin 2023 yılında 23 milyar dolarlık ihracat miktarını yakalamak olduğunu söyledi. Başkan Kahyaoğlu, hükümetin yeni açıkladığı teşvik paketini yeterli bulmadığını bildirdi.
Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Toplantı Salonunda yapılan “Maden ve Doğal Taş” toplantısına İstanbul Maden İhracatçıları Birliği yönetim kurulu üyeleri, Diyarbakır ve Elazığlı mermer işletmecileri, Diyarbakır Valisi Hüseyin Avni Mutlu, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Galip Ensarioğlu katıldı. Toplantının açılışında konuşan İstanbul Maden İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Kahyaoğlu, Elazığ ve Diyarbakır’ın kendileri için önemli olduğunu belirtti. Maden ve doğal taş ihracatında önemli
işadamlarının Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nden çıktığını ifade eden Kahyaoğlu, “Diyarbakır ve Elazığ bizim için vazgeçilmez. Yerel yöneticiler sektör temsilcilerinin yanında olduğu sürece daha iyi hale gelecektir. 2006 yılında 1 milyar 27 milyon dolarlık bir ihracat yaptık. Hedefimiz 2023 yılında 23 milyar dolarlık ihracat miktarını yakalamaktır. Bölge, doğal taş anlamında bitmez tükenmez bir deryadır. Bizde petrol yok ama sonsuz maden ve doğal taş var. Şu anda dünyada bütün savaşlar petrol üzerine
yapılıyor. Petrolün ömrü 50 yıldır. Ama 30 sene sonra ticari savaşlar, doğal taşların da bulunduğu madenler üzerinde yapılacaktır” dedi.
Kahyaoğlu, Kocaeli’nde bir borsa kurma çalışmalarına başladıklarını ve burada maden sektörü için kalifiye elemanın yanı sıra, Türkiye’deki maden işletmecilerinin Türkiye ve dünya pazarında ürünlerini hak ettiği değer üzerinden satmayı hedeflediklerini sözlerine ekledi.
Dün açıklanan Teşvik Yasası ile ilgili görüşlerini aktaran Kahyaoğlu, “Başbakan’ın açıkladığı teşvikten memnun değilim. Onu da sonra açıklayacağım. Ama dünyada bir kriz yok. Amerika, Arapların petrolünü yükseltti, bir anda Arapları şımarttı ve Arapların hepsi yatırıma girdi. İnşaatlar yatırımlar falan derken fiyatı bir çekti aşağı, şu an hem Avrupa çöktü hem de Araplar. Öyleyse biz ne yapacağız, Geçen gün Bakanımızla da bir toplantı yaptık ve nokta atışı yapacağız. Biz bize düşeni yapacağız, lütfen siz
de kendi üzerinize düşeni yapın. Özellikle Doğu’daki iller için bunu söylüyorum. Biz kendi yolumuzu kendimiz çizelim. Sayın Valim de kusura bakmasın şikayet var ama az bir şikayet, bırakın hükümetten bir şey beklemeyin, alamayacağız zaten. İstediğiniz kadar bağırın, istediğiniz kadar söyleyin ÖTV diyin, şunu diyin, bunu diyin devletin kasasındaki para belli. Yani bir para olsa verecekler ama o para da yok. Bize para verseler bu sefer diğerleri ayağı kalkacak. Evinizdeki dükkanınızdaki gibi para yok düşünün.
O zaman biz kendi sektörümüzü hızlandırmak için ne yapabiliriz düşünün. O zaman bu mücadeleyi biz başlatalım. Şu an Ankara ile görüşmelerimiz devam ediyor ve bizim elimizde bir miktar para var. İhracatçılar Birliği’nin biriktirdiği, sakladıkları gizli bir para var ama resmi para. Biz bu parayı sektöre nasıl kullanırızın peşindeyiz” diye konuştu.

Türk sanayicisi son senelerde çok değişti. Ürün çeşidini arttırdı. Maliyeti düşürmeyi öğrendi. Değişik ürünleri işleyip hem iç, hem de dış piyasada değerlendirme becerisi de gösteriyor. Mermer de bunlardan birisi. Geçen sene Türkiye’nin ihraç ettiği doğal taş tutarı tamı tamına 1 milyar 402 milyon dolardı. Bu ihracatta en büyük pay mermerin tabii. Şayet, kriz olmasa bu rakam kesin 2 milyar doları aşardı. Sektör o kadar gelişmiş ve hız kazanmıştı yani. İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kahyaoğlu, bu sene 1 milyar 150 milyon dolar civarında bir ihracat beklediklerini söyledi. Ki, yine de büyük başarı. ABD krizden sonra mermer alımını durdurdu. En büyük pazar Amerika’ydı halbuki. İhracatçılar buna rağmen yılmadı, -tabiri caizse- önüne gelen pazara saldırdı. En fazla da Asya pazarına. Büyüttü de. Çin ve Hindistan pazarında Türk Mermeri aranan ürün haline geldi.
Moda deyimiyle bu “açılım” mermercinin hedef büyütmesini de sağladı. Kocaeli Dilovası’nda bir fuar alanı kuruluyor. Fuarın bitimiyle birlikte, Türkiye’nin dört bir bucağındaki mermerci, ürününü bu fuarda sergileme imkânına kavuşmuş olacak. Ayrıca, bir de borsası oluyor mermercinin. İşlenmiş veya blok halinde… her ürün burada değerlendirilip burada satışa arz edilecek. Parça mermer de dahil buna.
Mermer ya blok halinde ihraç ediliyor, ya da işlenmiş olarak. İşlemenin elbette ki bir katma değeri var. Adı üstünde, işlenmiş. İşleniyor yani. Bir emek harcanıyor ve o emeğin bedeli de satış fiyatının üzerine ekleniyor. Bundan tabii ne olabilir? Mermer blok halinde satılıyor diye ucuza gitmesi söz konusu değil. Sadece, işleme işçiliği olmadığı için fiyatı da düşük oluyor. İşçilik tutarı ne ise o kadar düşük oluyor.
Mermer fiyatını belirleyen esas unsur kalitesi. Ürün kaliteli ise işlenmişliği, işlenmemişliği o kadar önem arz etmiyor.
Bu konuyu böyle genişçe anlatmama Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün’ün bir sözü neden oldu aslında. Ergün, “Türk madencisi, mermeri blok halinde ve düşük fiyatla ihraç ediyor. Çinli ise işlediği aynı mermeri bize yüksek fiyatla satıyor…” gibi bir beyanda bulundu. Mermerciler bu söze bayağı bir alındı.
Ali Kahyaoğlu, “Yok öyle bir şey” diyerek; itiraz etti Ergün’ün bu sözlerine. “Biz mermeri hiç de ucuz satmıyoruz. Aksine. Piyasanın da üstünde satıyoruz. Çin’in sattığı mermere gelince; o mermer değil, granit!”
Sözlerini, “Graniti satın alan belediyeler” diye sürdüren Kahyaoğlu, “Bakan, kendisine verilen yanlış bilgilerle bizi eleştireceğine, belediyelere söylese de Çin graniti kullanmasalar” şeklinde konuştu.
Belediyelerin yaptığı, başka bir zaman olsa belki makul karşılanır ama kriz döneminde pek şık durmuyor doğrusu. Yerli malı varken, ucuz graniti satın almanın ne âlemi var?

Bitlis’teki mermer ocaklarının birinden, üzerinde çeşitli deniz canlılarına ait fosillerin bulunduğu mermer blokları çıkarıldı.
Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Fen Edebiyat Fakültesi öğretim üyelerinden Arkeolog Sinan Kılıç, bulunan kalıntıların tarihi deniz “Tetis”in işareti olduğunu söyledi. Söz konusu denizin çok büyük ve tarihi bir deniz olduğunu söyleyen Kılıç, “Günümüzden milyonlarca yıl önce, dünyadaki tek kıta olan Pangea’nın ayrılmaya başlamasıyla birlikte, bu deniz ilk iç deniz olarak ortaya çıktı. Milyonlarca yıl önceki Tetis Denizi’nin, ne zaman var olduğu bu fosillerden öğrenilebilir.
Dağlar ve kayalar geçmişte deniz yatağıymış. Bu nedenle dağların tepelerinde deniz kabukluları bulmak çok normal” dedi.
Fosilli mermerleri bulan Genç Polat Orman Ürünleri ve Madencilik şirketinin Yönetim Kurulu Başkanı Nesim Haspolat ise bu özelliğe sahip bir mermerin Türkiye’nin başka bölgesinde bulunmadığını ifade ederek şöyle dedi: ‘Deniz yatağı olabilir’ “Bu tarzda, bu şekillerde fosillerin olduğu mermeri ben sadece Bitlis’te gördüm. Buralar zamanında deniz yatağı olabilir. Çünkü bu fosilli mermerler milyonlarca yıl önce oluşmuş. Genellikle istiridye, deniz kabukluları, deniz yıldızı, kelebek, balık gibi deniz ürünlerinin bulunduğu taşlara rastlıyoruz. Bunların ne kadar sürede meydana geldiği konusunda arkeologlar bölgeye gelerek araştırmalar yapmalı.”
1. Mermer, Traverten, Su Mermerleri (Kesilmiş, Parlatılmış)
İhracat Hacmi: 634 Milyon $ (2006), 716 Milyon $ (2007), 752 Milyon $ (2008)
Başlıca Pazarlar: ABD (%35), İngiltere (%8), Suudi Arabistan (%5), Kanada (%5)
2.Ham Mermer – Traverten
İhracat Hacmi: 166 Milyon $ (2006), 220 Milyon $ (2007), 307 Milyon $ (2008)
Başlıca Pazarlar: Çin (%27), Suriye (%6), Hindistan (%6), İtalya (%5)
3. Yontulmuş Mermer – Traverten
İhracat Hacmi: 103 Milyon $ (2006), 128 Milyon $ (2007), 135 Milyon $ (2008)
Başlıca Pazarlar: ABD (%30), Türkmenistan (%7), İngiltere (%7), Kanada (%5)
4. Blok Mermer – Traverten
İhracat Hacmi: 62 Milyon $ (2006), 82 Milyon $ (2007), 95 Milyon $ (2008)
Başlıca Pazarlar: Çin (%65), Hindistan (%5), İtalya (%4), Yunanistan (%3)
5. Ham Ekosin – İnşaata Elverişli Kireçli Taşlar
İhracat Hacmi: 15 Milyon $ (2006), 37 Milyon $ (2007), 37 Milyon $ (2008)
Başlıca Pazarlar: Çin (%73), İtalya (%8), Hindistan (%5), İspanya (%4)
6. Granit (Kesilmiş, Parlatılmış)
İhracat Hacmi: 7 Milyon $ (2006), 10 Milyon $ (2007), 21 Milyon $ (2008)
Başlıca Pazarlar: Rusya (%31), Kazakistan (%13), Azerbeycan (%8), Almanya (%5)
7. Blok Granit
İhracat Hacmi: 9 Milyon $ (2006), 11 Milyon $ (2007), 13 Milyon $ (2008)
Başlıca Pazarlar: Almanya (%58), İtalya (%13), Yunanistan (%8), İsviçre (%6)
8. Diğer Doğal Taşlar
İhracat Hacmi: 4 Milyon $ (2006), 8 Milyon $ (2007), 7 Milyon $ (2008)
Başlıca Pazarlar: ABD (%16), İngiltere (%8), İtalya (%6), Yunanistan (%5)
9. Karolar – Küpler
İhracat Hacmi: 6 Milyon $ (2006), 7 Milyon $ (2007), 6 Milyon $ (2008)
Başlıca Pazarlar: ABD (%28), İngiltere (%13), Almanya (%12), Fransa (%7)
10. İnşaata Elverişli Diğer Ham Doğal Taşlar
İhracat Hacmi: 5 Milyon $ (2006), 7 Milyon $ (2007), 7 Milyon $ (2008)
Başlıca Pazarlar: Almanya (%51), Hollanda (%13), Fransa (%7), İtalya (%5)
11. Basitçe Kesilmiş İnşaata Elverişli Diğer Doğal Taşlar
İhracat Hacmi: 4 Milyon $ (2006), 3 Milyon $ (2007), 11 Milyon $ (2008)
Başlıca Pazarlar: Birleşik Arap Emirlikleri (%53),Yunanistan (%9), Kanada (%9), ABD (%8)
12. Basitçe Kesilmiş Granit
İhracat Hacmi: 2 Milyon $ (2006), 2 Milyon $ (2007), 4 Milyon $ (2008)
Başlıca Pazarlar: Rusya (%38), Azerbaycan (%17), Gürcistan (%10), Romanya (%9)
13.Diğer Kalkerli Taşlar (Kesilmiş, Parlatılmış)
İhracat Hacmi: 1 Milyon $ (2006), 500 Bin $ (2007), 2 Milyon $ (2008)
Başlıca Pazarlar: ABD (%18), İrlanda (%12), Cezayir (%12), Kanada (%11)
14. Ham Kayağan Taşı
İhracat Hacmi: 137 Bin $ (2006), 579 Bin $ (2007), 472 Bin $ (2008)
Başlıca Pazarlar: İtalya (%25), Yunanistan (%20), Fransa (%14), Macaristan (%6)
15. İşlenmiş Kayağan Taşı Mamulleri
İhracat Hacmi: 195 Bin $ (2006), 57 Bin $ (2007), 206 Bin $ (2008)
Başlıca Pazarlar: Almanya (%83), KKTC (%7), Kazakistan (%2), Azerbeycan (%2)
16. Ham Granit
İhracat Hacmi: 206 Bin $ (2006), 334 Bin $ (2007), 155 Bin $ (2008)
Başlıca Pazarlar: Almanya (%56), İtalya (%17), Irak (%12), Yunanistan (%5)
Ankara’ da Toki tarafından ihale edilen Danıştay Binasında dış cephe ve iç kısımlarda kullanılacak granitleri ele aldığımızda göze çarpan iki kötü durum var ne yazık ki. Öncelikle kullanılacak granitleri saymak istiyorum:
- Giallo San Fransisco Real
- Hisar Yaylak
- Giresun Vizon
Giallo San Fransisco Real isimli granit, Brezilya menşeli bir granit ve m2 maliyeti yaklaşık 110 $, bu noktada insanın aklını kurcalayan bir konu var. Madem ithal granit kullanacaksın neden maliyeti bu kadar yüksek bir taş tercih ediyorsun, öte yandan Brezilya da bu taş sadece bir ocaktan çıkmakta. Burda sanki projeyi sıkıntıya sokmak için özel olarak seçilmiş bu taş.
Diğer iki taş ise sanırım birileri tarafından teknik şartnameye bilinçli olarak sokulmuş. Çünkü ikisi de Türkiye’ de tek bir firma tarafından üretiliyor. Granitaş… Lakin özellikle Hisar Yaylak konusunda ciddi sıkıntılar yaşanabilir. Çünkü şu anda Granitaş bu taşı yetiştiremiyor. Bu nedenle Samsun da yapılmakta olan Kültür Merkezi ne yazık ki yarım kaldı ve taş beklemekte.
Kısaca ister yerli olsun, ister ithal, projeyi bu denli sıkıntıya sokacak granit taşları kim şartnameye soktu inanın ben de merak ediyorum. Umarım bundan sonra devlet projelerine daha akılcı ve iş bilen kişiler tarafından hazırlanır bu şartnameler.
Fuarın açılışına katılan Tokat Valisi Recai Akyel, burada yaptığı konuşmada, kalkınmanın, şehrin sahip olduğu potansiyeller ve varlıklar üzerine inşa edilmesi gerektiğini söyledi.
Tokat`ta 4 ayrı sektörün göze çarptığını ifade eden Vali Akyel, mermer, taş, maden, toprak emvali bir sektörün oluştuğunu, ayrıca tarım ve hayvancılığın bir sektör, orman ürünleri, ağaç ve kerestenin başka bir sektör, tarihi varlıklar ve doğal güzelliklerin de ayrı bir sektör oluşturduğunu söyledi. Tokat`taki bu 4 sektöre yönelik 4 ayrı fuar düzenlemeyi planladıklarını belirten Akyel, `Mermer, doğal taş, toprak ve maden fuarı, tarım ve hayvancılık fuarı, ağaç ve kereste fuarı, tarihi varlıklar ve doğal güzellikler üzerine dayalı turizm ve el sanatları fuarı düzenlemeyi planlıyoruz.` dedi. Tokat`ın sahip olduğu değerlerin önemine dikkati çeken Akyel, `Taşıma suyu ile değirmen dönmez misali, kesinlikle Tokat`ın kalkınmasını, Tokat`ın sahip olduğu zenginlikler üzerine kurmalıyız. Fuar, tanıtım ve pazarlama çok önemli konu. Üretmek işin yarısı, tanıtmak ve pazarlamak diğer yarısı. Eğer biz tanıtmayı, pazarlamayı gerçekleştiremezsek ürettiklerimiz elimizde kalır. Onları da ekonomiye ve nakde çeviremeyiz. Buradan özelden mermerci arkadaşlarıma, genelde de tüm ticari ve üretim ile uğraşan vatandaşlarıma şunu ifade etmek istiyorum. Lütfen tanıtım, pazarlama ve fuar konusuna çok önem verelim. Biz gücümüzü zorlayarak, insanlarımızı zorlayarak sektör bazında fuar olgusunu zenginleştirmeliyiz.` ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından Vali Recai Akyel, Belediye Başkanı Adnan Çiçek, İl Jandarma Komutanı Kurmay Albay Hüseyin Tosunlu, İl Emniyet Müdürü Ömer Aydın ve Tokat Mermerciler ve Madenciler Derneği Başkanı Yavuz Bilkay ile birlikte fuarın açılışını gerçekleştirdi. Tokat`ta mermer işi ile uğraşan iş adamı Duran Malatyalı, İl Jandarma Komutanı Kurmay Albay Hüseyin Tosunlu`nun ricası üzerine stantlarında sergiledikleri Atatürk büstünü, Ali Osman Tepe Kardeşler İlköğretim Okulu`na hediye etti.
Son Yorumlar