Granitaş hedefleri

Kategori: Granit Yorum Yok »

Granitaş Pazarlama Direktörü Rıza Birincioğlu, inşaat sektöründeki gelişmeyle birlikte granit kullanımının arttığını, piyasalardaki dalgalanma ve faiz oranlarındaki yükselişin, daha sonra toparlanma olsa da inşaat sektörünü olumsuz etkilemesinin, doğaltaş sektörüne de yansımaları olduğunu söyledi. Birincioğlu, buna rağmen 2008 yılının olumlu geçtiğini, doğal granite olan talebin artmaya devam etmesi nedeniyle şirket hedeflerinde bir sapma olmadığını belirtti.

Doğal granit sektöründe 17 yıldır faaliyet gösteren Granitaş, Bilecik’te bulunan 40 bin metrekarelik fabrikasında yıllık 850 bin metrekarelik granit üretimi gerçekleştiriyor.

Granitaş Pazarlama Direktörü Rıza Birincioğlu sektörün her geçen gün büyüdüğünü ve kendilerinin de 2008 yılını verimli bir yıl olarak geçirdiklerini belirtti. Birincioğlu, kendilerini sürekli yenilediklerini ve sektördeki teknolojik gelişmeleri yakından takip ettiklerini vurgulayarak 340 işçiye istihdam sağladıklarını söyledi. Granitaş’ın yıllık üretim kapasitesinin 850 bin metrekare olduğunu ifade eden Birincioğlu; üretimlerini Almanya, Rusya, Romanya, Kazakistan, KKTC, Makedonya,  Azerbeycan, Türkmenistan, Moldova, Ukrayna, Bulgaristan ve Cezayir’e ihraç ettiklerini kaydetti.

Granitaş’ın 1989 yılında Türkiye’nin doğal kaynaklarına değer katmak amacıyla kurulduğuna dikkat çeken Rıza Birincioğlu, halen Aksaray ve Bergama’da iki, Giresun, Kırklareli ve Eskişehir’de birer adet olmak üzere toplam yedi granit ocağı işlettiklerini söyledi.

Granitaş’ın Bilecik’te 9 bin metrekaresi kapalı olmak üzere toplam 40 bin metrekarelik alanda faaliyet gösterdiğini vurgulayan Birincioğlu, şöyle devam etti:

“Bilecik fabrikamıza yaptığımız kapasite ve modernizasyon yatırımımızın yanı sıra Bergama ve Kırşehir illerinde ocaklarımızın yakınına kurduğumuz üretim tesisleriyle doğal granit üretim kapasitemizi 850 bin metrekareye yükselttik. Ocaklarımızın hemen yakınına açılan tesislerle nakliye maliyetlerini minimize ederek önemli fiyat avantajı yarattık. Türkiye genelindeki oniki satış merkeziyle vasıflı granitleri granitçi meslektaşlarımızın yakınına götürdük. Sayıları bini aşan müşterilerimize doğru ürünleri doğru fiyat ve üstün hizmetle sunmaya çalıştık”.

Yurtdışı projelerde aktif olmak için Romanya ve Ukrayna’da satış merkezleri açtıklarını da vurgulayan Rıza Birincioğlu, hedef ve projeleri konusunda şunları söyledi:

“Son birkaç yıldır inşaat sektörü çok büyük ivme kazandı. Sektörde yaşanan bu hareketlilik granite olan talebi de artırdığından 2008 yılı satışımız hedeflenen miktarın üzerinde gerçekleşti. 2005 yılında, sahip olunan ocaklarımızın modernizasyonuna ağırlık verildi ve bunun yanı sıra yeni ocak sahaları açıldı. Bükreş’te tesis edilen satış merkezimizden sonra 2006 yılında Ukrayna satış merkezimiz faaliyete geçirildi. Öncelikli hedefimiz üretim kapasitemizi arttırmak ve ürün gamımıza yeni ürünler eklemekti. Bu hedeflerimizi gerçekleştirdik. 2006 yılında inşaat sektörünün son iki yıldaki büyümeyi gerçekleştirmesini zaten beklemiyorduk. Piyasalardaki dalgalanma ve faiz oranlarındaki yükselişin, daha sonra toparlanma olsa da inşaat sektörünü olumsuz etkilemesinin, doğaltaş sektörüne de yansımaları olmuştur. Ancak firmamız açısından 2008 yılının olumlu geçtiğini, doğal granite olan talebin artmaya devam etmesi nedeniyle hedeflerimizde bir sapma olmadığını özellikle ifade etmek isterim”.

Granit ve mermer sektörünün geleceği hakkında da konuşan Birincioğlu, granit sektörünün geleceğin mesleği olacağını belirtti. Birincioğlu; “Ülkemizde kişi başına granit kullanımı hala çok düşük düzeydedir. Granitin, modern mimaride yapıları dış etkenlerden koruması, yapı içi iklimi muhafaza etmesi, periyodik bakımlara ihtiyaç göstermemesi, yıllarca ilk görüntüsünü sürdürmesi gibi büyük avantajları ile çok makul fiyat yapısı önünü açmaktadır. Tüketicilerde de ürünün avantajlarını görerek giderek artan bir şekilde doğru ürünü kullanma eğilimi artıyor. Ülkemizde doğal granit kullanımı uluslararası düzeye yaklaştıkça sektör daha da büyüyecektir” dedi.

Doğal taş a AB kriterleri

Kategori: Granit Yorum Yok »
Avrupa Birliği Pazarına Girişte Dikkat Edilmesi Gereken Uygulamalar

Türkiye’deki ihracatçılar için, doğal taş ürünlerinde AB pazarına girme konusunda çok önemli fırsatlar vardır. Özellikle AB ülkelerinin taleplerinin karşılanması konusunda, yerel üretimin yetersiz kalması, ülkemizdeki üreticilerin ucuz ve kaliteli doğal taş ürünleri sunması bu imkanların oluşmasında etkili olmuştur.

İhracatçılarımızın AB’ye ihracat gerçekleştirmek için uzun vadede uyması gereken bazı önemli koşullar bulunmaktadır. Bu şartların sağlanması konusunda kısa vadede yeterli olunamayacaksa AB’ye ihracat yapmaya başlanmaması önerilmektedir.

Bu pazara girmek isteyen üretici/ihracatçılarımızın

en azından başlangıç olarak aşağıdaki konularda hazır olmaları gerekmektedir. Her bir koşulun incelenerek, ihracatçı firma için geçerli olup olmadığının kontrol edilmesi gerekmektedir.

AB mevzuat hükümlerinin yanında doğal taş ve doğal taş ürünleri ihracatçılarının bilgi sahibi olması gereken mevzuat dışı kurallar bulunmaktadır.

1. Ambalaj, Markalaşma ve Etiketleme
Söz konusu ürünlerin ambalajlanması ile ilgili kurallar öncelikli olarak ürünlerin taşınması ve teslim edilmesi sırasında hasar görmesinin engellenmesidir. Ürünlerin markalanması ve etiketlenmesi ile ilgili olarak bazı özel talepler bulunmakta olup bunlar levha ve fayans için farklılık göstermektedir. Diğer farklı talepler ise bahçe düzenleme, kaldırım taşı için olan olanlardır.

AB’de doğal taşlar ve doğal taş ürünlerine ilişkin olarak; Avrupa Birliği Taş Endüstrisi Federasyonu, Avrupa’da pazarlanan taşların niteliği ve kalitesini garanti eden bir logo geliştirmektedir. Söz konusu proje ile ilgili gelişmelerin AB’ye ihracat gerçekleştiren ihracatçılar tarafından değerlendirmeye alınması gerekmektedir.

2. Kaliteye İlişkin Talepler
AB’deki müşteriler normal koşullarda kendilerine uygun fiyat ve belirtilen kalitede ürün sağlayabilecek güvenilir tedarikçiler aramaktadır. İhracatçılarımız ürün kalitesini sürekli aynı tutmalı ve istenen özelliklerde sürekli ürün sağlayabilmelidirler.

3. Güvenlik
AB pazarının en önemli talebi, lojistik konusundadır. Tedarikçiler, ürünlerin zamanında teslim edilmesi açısından % 100 güvenilir olmalıdır. Bu nedenle tedarikçi firmalar, esnek olmalı, teklif ile sipariş arasında geçen süre kısaltılmalı ve kontrol altına alınmalıdır.

Zamanında teslimat ve kalite standartlarına uygunluk süreklilik göstermelidir. Pratikte bu husus yeni makineler ve eğitim için yatırım yapmak, makine operatörlerini ve kalite kontrol elemanını eğitmek anlamına gelmektedir.

4. Profesyonel İletişim
AB’deki müşteriler, ihracatçılarımızın iyi düzeyde iletişim kabiliyetine sahip olmalarını beklemektedir. Buna göre ihracatçılarımızın yazışmalarda, görüşmelerde, sunumlarında açık ve anlaşılır, randevularına sadık, soruları yanıtlama konusunda hızlı ve ticari sorunların çözümünde yeterli olmaları gerekmektedir. İş birliklerini başarısız ve zor kılan en önemli konunun iletişim olduğunu belirtmek gerekir.

5. Ürün ve Ülke Seçimi
İhracatçı firma ticari faaliyete geçmeye karar verdikten sonra, hangi ürün ile hangi AB ülkesinde çalışma yapacağını belirlemelidir. Firma olarak pazarlama stratejisi oluşturulurken; özellikle ülke seçimi bölümünde seçilen ülkenin tek bir pazar olmadığı ve 27 ülkeden oluşan AB yapılanması içinde yer aldığı göz ardı edilmemelidir.

AB tüketim eğilimleri renk ve tasarım açısından hızlı bir değişim göstermektedir. Söz konusu eğilimlere, örneğin özgün renkli bir taş tedarik etmek suretiyle, çabuk cevap vermek AB’de pazar bulunması için en garantili yöntemdir.

Ancak bazı ihracatçılar doğal taşların çıkarılması ve işlenmesi konusunda sadece yerel kaynaklarını kullandıklarından, AB’nin sıklıkla değişen tüketim eğilimlerine uyum sağlayamamaktadır. Ancak markasız ve ucuz ürünler için de talep olduğundan, özgün olmayan doğal taşların da AB ülkelerine ihracatı mümkündür.

Çevre ve Doğal yapı

Kategori: Granit Yorum Yok »

AB’ye Uyum Programına Göre, 7 Yılda Çevre İçin 20 Milyar Euro Yatırım Yapılacak. Bunun Bir Bölümü AB Fonlarından Karşılanacak. Ancak Bu Yılın Sonuna Kadar Maden Atıklarının Kontrolü, Hurda Taşıtların Çevreye Uyumu, Kömürle Çalışan Santrallardan Yayılan Duman, Toz ve Gazın Önlenmesi İçin Yönetmeliklerin Çıkarılması Gerekiyor.

AB’ye uyum programına göre, 7 yılda çevre için 20 milyar Euro yatırım yapılacak. Bunun bir bölümü AB fonlarından karşılanacak. Ancak bu yılın sonuna kadar maden atıklarının kontrolü, hurda taşıtların çevreye uyumu, kömürle çalışan santrallardan yayılan duman, toz ve gazın önlenmesi için yönetmeliklerin çıkarılması gerekiyor.

AVRUPA Birliği’ne uyum programının en önemli ayağını oluşturan çevre projeleri, hükümet iradesinin bu alanda bir an önce güçlü şekilde ortaya konmasını bekliyor. Hükümetin 2008 için verdiği sözlerde geri kalması, gelecek yıllara ilişkin beklentilere de gölge düşürüyor. Ulusal Program’a göre, gelecek 7 yılda çevre için 20 milyar 740 milyon Euro yatırım yapılması öngörülüyor. Bir bölümü AB fonlarından karşılanacak olan bu kaynaktan 18 milyar Euro’nun sadece ’su idaresi’ için kullanılması gerekiyor.

Programa göre, bazı temel düzenlemelerin 2008 sonuna kadar yani önümüzdeki 3 ay içinde tamamlanması gerekiyor. Bunlar arasında atık elektrikli ve elektronik eşyaların geri dönüşümü veya imhası için kontrol yönetmeliği hazırlanması da bulunuyor. Ayrıca maden çıkarılması sırasında oluşan kirlilik ve hafriyatı bertaraf etmek amacıyla maden atıklarının kontrolüne ilişkin düzenlemelerin yürürlüğe girmesi gerekiyor. 2008 sonuna kadar, Ömrünü Tamamlamış Araçların Kontrolü Yönetmeliği’yle hurda taşıtların çevre ile uyumlu geri dönüşümü veya bertaraf edilmesi de vaat edildi. Kömürle çalışan santrallerden yayılan duman, toz ve gazın Büyük Yakma Tesisleri Yönetmeliği ile önlenmesi de 3 aylık hedefler arasında yer alıyor. Aynı programa göre, bu yıl içinde Fok Yavrularının Derileri ve Bunlardan Elde Edilen Ürünlerin İthaline İlişkin Yönetmelik çıkarılarak, bu ürünlerin ticari amaçlı dolaşımı engellenecek. Programdaki bazı düzenlemeler şöyle:

’Kirleten öder’ ilkesi

Çevrede “kirleten öder” ilkesini temel alan Ulusal Atık Yönetimi Planı ve Çevresel Sorumluluk Hakkında Yasası hazırlanacak. Bu yasanın gelecek yıl yürürlüğe girmesi öngörülüyor. 2012’ye kadar Biyogüvenlik Yasası çıkarılarak, genetiği değiştirilmiş organizmaların riskleri önceden belirlenecek ve tek elden yönetim sağlanacak.

Temiz hava merkezi

2011’de Marmara’da Bölgesel Temiz Hava Merkezi kurularak 39 ölçüm istasyonu devreye alınacak. Nesli Tehlike Altında Olan Yabani Hayvan ve Bitki Türleriyle İlgili Sözleşme (CITES) kapsamında ofisler kurulacak. 2011’den itibaren akümülatör ve pillerin çevre ve insan sağlığına zarar vermeyecek özellikle olması sağlanacak. Ayrıca pillerin evsel atıklardan ayrı toplanmasın sağlayacak sistem kurulacak. Yerel yönetimlerde atık yakmadan sorumlu birimler oluşturulacak. Çevre dostu ürünleri tanımlamak üzere Eko-etiket Yönetmeliği çıkarılacak.

Doğa koruma kurulları

Doğa ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Yasası çıkarılacak. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’na benzer bir yapıda, bağlayıcı karar alabilen Doğa Koruma Kurulları oluşturulacak.

Büyükbaşların ardından koyun ve keçilere de kimlik verilecek. Küçükbaş hayvanların izlenmesi için veri tabanı kurulacak. 22 milyon Euro maliyetle küçükbaşlara küpe takılacak. Trakya bölgesi, Dünya Hayvan Sağlığı Teşkilatı’nca aşılama yoluyla hastalıktan arındırılmış bölge olarak tanınacak. Balıkçılıkla ilgili özel bir birim kurulacak. Balıkçı tekneleri ölçülerek izlenecek.

Copyright © 2008 - 2009 Granit.Gen.tr Tüm Hakları Saklıdır.
Yazılar RSS Yorumlar RSS Giriş
Granit Granit Granit Granit Granit kup tas Granit kup tas kayrak tasi Granit kup tas bazalt kup tas bazalt dogal tas dogal tas