Granit kesim makinaları ülkemizde üretilmediğinden dolayı yurt dışından ithal edilmektedir. Lakin yurt dışındaki taş örnekleri genel anlamda ülkemiz taş örneklerine göre daha yumuşak olmasından dolayı ülkemizde bu makinalar randımanlı bir şekilde çalışmıyor ne yazık ki. Granit, bazalt, andezit, mermer, traverten, küfeki taşı gibi taşlarda bu nedenle gönye ve ebat sorunları yaşanabiliyor.
Dünyanın en zengin mermer yataklarının bulunduğu Alp kuşağında yer alan Türkiye, 5.1 milyar m3 –13.9 milyar ton muhtemel mermer rezervine sahiptir. Bu değer 15 milyar m3 olduğu tahmin edilen dünya rezerv toplamının %33’üne karşılık gelmektedir. Türkiye, bu rezervlere ilaveten gelişmekte olan sanayi ve üretimde kullandığı teknoloji ile dünyanın en önemli doğal taş üreticileri arasında yer almaktadır.
Türk doğal taş sektörü; çeşit ve rezerv zenginliği, sektör deneyimi, ham madde bolluğu, deniz ulaşımında nakliye kolaylığı, dinamik sektör yapısı, kullanılan yeni teknolojiler ve geniş renk skalası ile dünya doğal taş piyasasında önemli bir yere sahiptir. Son yıllarda mermer ocaklarında dinamit, kompresör vb. gibi ilkel yöntemlerle mermer çıkarılması esnasında mermer çok zarar gördüğü için halen çalışan 500’ün üzerindeki mermer ocağının büyük bölümünde tel kesme yöntemine geçilmiştir.
Türkiye’de çeşitli renk ve desenlerde kristalin kalker (mermer), kalker, traverten oluşumlu kalker (oniks), konglomera, breş ve magmatik kökenli kayaçlar(granit, siyenit, diyabaz, diyorit, serpantin, vb.)bulunmaktadır.
Dünya pazarlarında beğeni kazanabilecek nitelikte doğal taş çeşidine sahip olan Türkiye’de, rezervler Anadolu ve Trakya boyunca geniş bir bölgeye yayılmıştır. Rezervlerin bölgelere göre dağılımı, Ege Bölgesi %32, Marmara %26’, İç Anadolu % 11, Doğu Anadolu Güneydoğu Anadolu, Karadeniz ve Akdeniz Bölge’si %31 şeklindedir.
Sektörde yaklaşık 1000 adet mermer ocağı, küçük ve orta ölçekli 1500 fabrika ve 7500 atölyede yaklaşık 250.000 kişi istihdam edilmektedir. Üretimin en fazla olduğu iller, ocak sayısına göre Balıkesir(%27), Afyon (%23,60), Bilecik (%11,14), Denizli (%
ve Muğla (% 6) olarak sıralanmaktadır. Bu bölgelerdeki üretim tüm üretimin % 65 ‘ini oluşturmaktadır. Üretilen doğal taşların yaklaşık %7580’i işlenerek katma değeri yüksek ürünlere dönüştürülmektedir. Ekonomik mermer yataklarının bulunduğu diğer iller ise; Kırklareli, Balıkesir, Bursa, Kırşehir, Çankırı, Çorum,Kastamonu, Niğde, Kayseri, Artvin, Bitlis, Erzincan, Sivas, Tokat, Denizli, Kütahya, Eskişehir, Diyarbakır, Elazığ, Çanakkale, Konya ve Manisa’dır.
Ülkemizde 80’nin üzerinde değişik yapıda, 120’nin üzerinde değişik renk ve desende mermer rezervi belirlenmiştir. Uluslararası piyasada en tanınmış mermer çeşitleri; Süpren, Elazığ Vişne, Akşehir Siyah, Manyas Beyaz, Bilecik Bej, Kaplan Postu, Denizli Traverten, Ege Bordo, Milas Leylak, Gemlik Diyabaz ve Afyon Şeker’dir. Türk mermeri, farklı renk skalası ve kalitesiyle dünyanın pek çok ülkesinde, dünyaca tanınmış mekânlarda kullanılmaktadır. Vatikan’ın en önemli kiliselerinden biri olan Saint Pierre kilesesinin girişindeki sütun ve kaplamalarda Afyon İscehisar mermerleri kullanılmıştır. ABD’de Beyaz Saray’da yetkililerin basın açıklamaları yaptıkları alanda kullanılan mermer Elazığ’da üretilen Elazığ Vişne’dir. Alman Parlamentosu, Fransa Parlamentosu ve ABD Temsilciler Meclisi’ de Elazığ vişnenin kullanıldığı diğer mekânlardır.
Dünyanın en önemli eğlence merkezlerinden Disneyland’da 18 bin metrekare Türk mermeri yer alırken; dünyanın dört bir yanındaki pek çok lüks otelin ıslak zeminlerinde Türk mermeri tercih edilmiştir.

DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ
DOĞAL YAPI TAŞLARI VE SÜS TAŞLARI A.B.D. BAŞKANI
Dünyadaki bilimsel ve teknolojik gelişmeye paralel olarak yaşam anlayışı da, beklentiler de değişmektedir. Günümüzde, daha sakin ve huzurlu doğal ortamlarda yaşama isteği giderek artmaktadır. Çağdaş insan bu özlemini olabildiğince doğal taşlarla bezenmiş mekânlarda yaşamını sürdürerek gidermeye, en azından buna katkı sağlamaya çalışmaktadır.
KALİTE VE STANDARDİZASYON; Doğal taşların kalitesinin tayininde ve en uygun kullanım alanlarının belirlenmesinde en önemli parametrelerden birisi de ilgili standartlara uyma derecesidir. Zira standartlara uygun doğaltaş ürünler kullanım yerlerinde uzun ömürlü olarak kalmakta, renk, desen, fiziksel özelliklerini koruyabilmektedirler. Standartlara uygun özellikler taşıyan ürünler daha çok talep görmekte ve böylelikle pazar payının sürekliliği sağlanmakta ve daha kolay markalaşabilmektedir. Doğal taş malzeme kullanıcısı durumunda olan uygulamacılar standartları ürünlerde arayarak kullanım yerine en uygun doğal taşı seçebilecekler ve kullandıkları malzemelerin en uzun ömürlü ve ilk günkü albenisi ile kalmasını sağlayacaklardır. Doğal taşların kullanılmasında uluslararası standardizasyon çalışmalarını bilmek ve ürün seçiminde bunlara dikkat etmek projelerin başarısında en önemli etkenlerden birisi olarak karşımızda durmaktadır
LOJİSTİK; Küreselleşme ve artan rekabet, işletmelerin ürün fiyatlarını, dolayısıyla maliyetlerini ve verimliliklerini daha iyi kontrol etmelerini zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda tedarik zinciri ve lojistik yönetimi, hammadde satıcılarından montajcılara ve son kullanıcılara kadar tüm üretim ve dağıtım süreci boyunca malzeme ve bilgi akışının yönetimine yardımcı olmaktadır. İşletmeler arası tedarik zinciri ve lojistik yönetimi yapısı, süreç, insan, teknoloji ve performans ölçümlemeleri gibi çeşitli açılardan tek bir işletme şeklinde hareket ederek kaynakların ortak kullanımı sayesinde sinerji yaratmayı hedeflemektedir(Paksoy vd., 2003; s.4). Özellikle pazarda yaşanan yoğun rekabet, müşteri beklentilerinin değişmesi, teknolojide yaşanan hızlı değişim gibi unsurlar yeteneksel gelişmenin tesisi konusunda işletmelere baskı yapmaktadır. Bu noktada, etkin ve entegre lojistiğin ortaya çıkarılması bütünü parçalarıyla ele almayı gerekli kılmaktadır.
VERİ TABANLI PAZARLAMA GEREKSİNİMİ; Çağdaş pazarlama iletişimindeki müşteri odaklı yaklaşım müşterilere ilişkin her türlü bilginin işletmeler tarafından değerlendirilmesi gerekliliğinin önemini vurgulamakta ve veri tabanı pazarlama sisteminin oluşturulmasına büyük önem vermektedir. Veri tabanı pazarlama sistemi ile elde edilecek bilgiler işletmenin ürün ve hizmetlerine artı bir değer katmaktadır. Veri tabanı teknolojisini yetkin olarak kullanabilen pazarlama iletişimi uzmanları elde ettikleri veriler doğrultusunda doğru hedef kitlelere, doğru iletişim karması ile gitme, bunların geri beslemesini alma ve sınırlı kurumsal kaynakları çok daha etkin olarak kullanma şansına sahip olacaklardır.
SERVİS ÖMRÜ VE DAYANIKLILIK; Binalar, insanlık için güvenlik içinde yaşayabilecekleri, sağlıklı ve konforlu bir ortam sağlamalarının yanı sıra, kendilerinden beklenen bu fonksiyonlarını yapının ömrü boyunca devam ettirmekle de sorumludurlar. Doğal taşların servis ömrünün en az 60 yıl olması, estetik açıdan renk ve albenisini 10 yıldan fazla koruyabilmesi, 10 yılda bir tamir bakım gerektirmesi ve tamir bakım giderlerinin büyüklüğü gibi hususlar son yıllarda aranan özellikler arasına girmiştir. Antik dönemden günümüze önemli yapıtların özenle seçilen malzemelerle yapılması mimarlık geleneği olarak süregelmiştir. Anadolu’nun birçok ören yerinde rastlanan tapınak, tiyatro gibi anıtlar iri boyutlu dayanıklı doğal taşlarla yapıldıkları için günümüze kadar gelebilmişlerdir. Anadolu’da 4000 yıl önce kurulan ve atalarımız olan Hitit uygarlığını Yakındoğu’daki diğer uygarlıklardan ayıran en önemli özellik insan hakları ve hoşgörü kültürünün gelişmiş olmasıydı. O uygarlık hakkındaki tüm bilgilere bugün bıraktıkları taş eserlerle ulaşılabilmektedir.
ÇEVRESEL MİMARLIK; Bu kavramı içerisine alan Ekolojik Planlama; doğa ile barışık ve ona en az zarar verecek tasarımları gerçekleştirmek anlamına gelmektedir. Yaşadığımız çağ, sosyal yaşam alanlarının tümünde saydamlığın, bireyin evrensel hakları ve özgürleşme alanlarının, kamu kurumlarının katılımının en yüksek düzeyde olması gereken bir çağdır. Kamu kurumlarında yerli doğal taşların kullanılması mutlaka zorunlu hale getirilmelidir. Güneş enerjisinden, rüzgardan, yağmurdan yararlanma, artık malzemeleri tekrar kullanma, iklimin özelliklerini pozitif enerjiye dönüştürme, doğayı yapı içerisine alarak onunla birlikte yaşama, doğanın olumlu ve olumsuz yönlerini dikkate alarak “Biyo-Klimatik” akıllı binalar tasarlamak; terör ve benzeri tehlikelere karşı önlemler almak suretiyle ekolojik “sürdürülebilir” mimarlık yapmak yakın gelecekte büyük önem taşıyacaktır ve bunda da kullanılabilecek en önemli malzeme doğal taşlar olacaktır.
DOĞAL TAŞLAR NETWORK SİSTEM KURULUŞU; Doğal taş işletmelerimizin dünyada gelişen yeni ekonomik koşullara karşı değişim ihtiyacını karşılamak üzere ve sürekli büyümeyi ve özellikle Avrupa pazarlarında yer edinmeyi hedefleyen şirketlere danışmanlık vermek amacı ile kurulacak “Doğal Taşlar Network Sistem Kuruluşu” na gereksinim duyulacaktır. Bu kuruluşa bağlı olan şirketler dünya üzerine yayılmış bilgi ve teknoloji ağı sayesinde Danışmanlık, Ticaret ve Yazılım geliştirme konularında ürün ve hizmet sunabilecektir. Globalleşen dünya düzeni içerisinde ticaretin belirli standartlara göre yapıldığı pazarlarda işletmelerin ihtiyaç duyduğu hususlar, en yeni teknik ve teknolojik çözümler kullanılarak, işletmelerin beklentilerine göre uzman kadrosu tarafından şekillendirilebilecektir.
İŞLETME OPTİMİZASYONU VE DOĞRUDAN PAZARLAMA TEKNİKLERİ; Birçoğu Kobi niteliğinde olan doğal taş işletmeleri varlıklarını sürdürebilmeleri için, tüm işletme faaliyetlerini kolaylaştırıp, iş yüklerini ve maliyetlerini azaltarak dışa açılmalarını sağlayacak geleceğe dönük akılcı stratejiler geliştirmeleri zorunlu hale gelmiştir. Son yıllardaki işletmelerdeki optimizasyon sorunlarının çözümü yönetsel, işlemsel ve toplumsal sistemlerin yanı sıra ekonomik sistemlerin işlerlik kazanması açısından son derece önemlidir. Doğal taş ticaretinde daha önceleri önerilen “Sektöryel Dış Ticaret Şirketleri” nin bu sektörde başarılı uygulanabilmesinin mümkün olmadığı yaşanan süreçlerde görülmüştür. Doğal taş sektörüne en uygun Doğrudan Pazarlama’ nın bugün ulaştığı en son nokta olarak da iletişim teknolojisinin bütün olanaklarının kullanıldığı elektronik ortamda yapılan pazarlama, bir başka ifade ile İnternet’te pazarlama seçeneğidir.

Türkiye’deki ihracatçılar için, doğal taş ürünlerinde AB pazarına girme konusunda çok önemli fırsatlar vardır. Özellikle AB ülkelerinin taleplerinin karşılanması konusunda, yerel üretimin yetersiz kalması, ülkemizdeki üreticilerin ucuz ve kaliteli doğal taş ürünleri sunması bu imkanların oluşmasında etkili olmuştur.
İhracatçılarımızın AB’ye ihracat gerçekleştirmek için uzun vadede uyması gereken bazı önemli koşullar bulunmaktadır. Bu şartların sağlanması konusunda kısa vadede yeterli olunamayacaksa AB’ye ihracat yapmaya başlanmaması önerilmektedir.
Bu pazara girmek isteyen üretici/ihracatçılarımızın
AB mevzuat hükümlerinin yanında doğal taş ve doğal taş ürünleri ihracatçılarının bilgi sahibi olması gereken mevzuat dışı kurallar bulunmaktadır.
1. Ambalaj, Markalaşma ve Etiketleme
Söz konusu ürünlerin ambalajlanması ile ilgili kurallar öncelikli olarak ürünlerin taşınması ve teslim edilmesi sırasında hasar görmesinin engellenmesidir. Ürünlerin markalanması ve etiketlenmesi ile ilgili olarak bazı özel talepler bulunmakta olup bunlar levha ve fayans için farklılık göstermektedir. Diğer farklı talepler ise bahçe düzenleme, kaldırım taşı için olan olanlardır.
AB’de doğal taşlar ve doğal taş ürünlerine ilişkin olarak; Avrupa Birliği Taş Endüstrisi Federasyonu, Avrupa’da pazarlanan taşların niteliği ve kalitesini garanti eden bir logo geliştirmektedir. Söz konusu proje ile ilgili gelişmelerin AB’ye ihracat gerçekleştiren ihracatçılar tarafından değerlendirmeye alınması gerekmektedir.
2. Kaliteye İlişkin Talepler
AB’deki müşteriler normal koşullarda kendilerine uygun fiyat ve belirtilen kalitede ürün sağlayabilecek güvenilir tedarikçiler aramaktadır. İhracatçılarımız ürün kalitesini sürekli aynı tutmalı ve istenen özelliklerde sürekli ürün sağlayabilmelidirler.
3. Güvenlik
AB pazarının en önemli talebi, lojistik konusundadır. Tedarikçiler, ürünlerin zamanında teslim edilmesi açısından % 100 güvenilir olmalıdır. Bu nedenle tedarikçi firmalar, esnek olmalı, teklif ile sipariş arasında geçen süre kısaltılmalı ve kontrol altına alınmalıdır.
Zamanında teslimat ve kalite standartlarına uygunluk süreklilik göstermelidir. Pratikte bu husus yeni makineler ve eğitim için yatırım yapmak, makine operatörlerini ve kalite kontrol elemanını eğitmek anlamına gelmektedir.
4. Profesyonel İletişim
AB’deki müşteriler, ihracatçılarımızın iyi düzeyde iletişim kabiliyetine sahip olmalarını beklemektedir. Buna göre ihracatçılarımızın yazışmalarda, görüşmelerde, sunumlarında açık ve anlaşılır, randevularına sadık, soruları yanıtlama konusunda hızlı ve ticari sorunların çözümünde yeterli olmaları gerekmektedir. İş birliklerini başarısız ve zor kılan en önemli konunun iletişim olduğunu belirtmek gerekir.
5. Ürün ve Ülke Seçimi
İhracatçı firma ticari faaliyete geçmeye karar verdikten sonra, hangi ürün ile hangi AB ülkesinde çalışma yapacağını belirlemelidir. Firma olarak pazarlama stratejisi oluşturulurken; özellikle ülke seçimi bölümünde seçilen ülkenin tek bir pazar olmadığı ve 27 ülkeden oluşan AB yapılanması içinde yer aldığı göz ardı edilmemelidir.
AB tüketim eğilimleri renk ve tasarım açısından hızlı bir değişim göstermektedir. Söz konusu eğilimlere, örneğin özgün renkli bir taş tedarik etmek suretiyle, çabuk cevap vermek AB’de pazar bulunması için en garantili yöntemdir.
Ancak bazı ihracatçılar doğal taşların çıkarılması ve işlenmesi konusunda sadece yerel kaynaklarını kullandıklarından, AB’nin sıklıkla değişen tüketim eğilimlerine uyum sağlayamamaktadır. Ancak markasız ve ucuz ürünler için de talep olduğundan, özgün olmayan doğal taşların da AB ülkelerine ihracatı mümkündür.

Bitlis’teki mermer ocaklarının birinden, üzerinde çeşitli deniz canlılarına ait fosillerin bulunduğu mermer blokları çıkarıldı.
Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Fen Edebiyat Fakültesi öğretim üyelerinden Arkeolog Sinan Kılıç, bulunan kalıntıların tarihi deniz “Tetis”in işareti olduğunu söyledi. Söz konusu denizin çok büyük ve tarihi bir deniz olduğunu söyleyen Kılıç, “Günümüzden milyonlarca yıl önce, dünyadaki tek kıta olan Pangea’nın ayrılmaya başlamasıyla birlikte, bu deniz ilk iç deniz olarak ortaya çıktı. Milyonlarca yıl önceki Tetis Denizi’nin, ne zaman var olduğu bu fosillerden öğrenilebilir.
Dağlar ve kayalar geçmişte deniz yatağıymış. Bu nedenle dağların tepelerinde deniz kabukluları bulmak çok normal” dedi.
Fosilli mermerleri bulan Genç Polat Orman Ürünleri ve Madencilik şirketinin Yönetim Kurulu Başkanı Nesim Haspolat ise bu özelliğe sahip bir mermerin Türkiye’nin başka bölgesinde bulunmadığını ifade ederek şöyle dedi: ‘Deniz yatağı olabilir’ “Bu tarzda, bu şekillerde fosillerin olduğu mermeri ben sadece Bitlis’te gördüm. Buralar zamanında deniz yatağı olabilir. Çünkü bu fosilli mermerler milyonlarca yıl önce oluşmuş. Genellikle istiridye, deniz kabukluları, deniz yıldızı, kelebek, balık gibi deniz ürünlerinin bulunduğu taşlara rastlıyoruz. Bunların ne kadar sürede meydana geldiği konusunda arkeologlar bölgeye gelerek araştırmalar yapmalı.”
Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası’nın (DTSO) ev sahipliğini yaptığı “Mermer Artıklarının Değerlendirilmesi ve Çevresel Etkilerinin Azaltılması Sempozyumu” yapıldı. DTSO Başkanı Galip Ensarioğlu, Diyarbakır için taşların ayrı bir önemi olduğunu söyledi.
DTSO’nun ev sahipliğini yaptığı ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Avrupa Birliği (AB) Genel Sekreterliği, Yerel Gündem 21, Diyarbakır Mermerciler Derneği, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, Diyarbakır Valiliği ve yerel kuruluşların desteği ile “Mermer Artıklarının Değerlendirilmesi ve Çevresel Etkilerinin Azaltılması Sempozyumu” Sümerpark Sosyal Tesisleri’nde yapıldı.
Sempozyum kapsamında yurtdışından İtalya DIGITA University of Cagliari , Hindistan Maharana Pratap University, TIFAC, Ürdün Hashemite University, Mısır, İspanya University of Cartagena üniversite ve araştırma kurumlaırndan toplam 11 adet; yurtiçinden ise İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ), Dokuz Eylül Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Dicle Üniversitesi, Afyon Kocatepe Üniversitesi, Süleyman Demirel Üniversitesi, Akdeniz Üniversitesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi vb. pek çok üniversiteden olmak üzere toplam 31 adet bildiri sunuldu.
Sempozyumun açılış konuşmasını yapan DTSO Başkanı Galip Ensarioğlu, Diyarbakır için taşların ayrı bir önemi olduğunu ifade ederek, “Burada yaşayan her medeniyetin her kültürün taşlardan oymak mümkündür. Bu kent sevdasını taşlara işlemiş bir kenttir. Tarihimizin en canlı tanıklığı yöre taşlarında mevcuttur. Geçmişte medeniyetler inşa etmek için kullanılan bu taşlar ülkemizin ve bu şehrimizin ticareti için önemli bir unsur haline gelmiştir” dedi.
İstanbul Maden ve Metaller İhraçatçı Birlikleri Başkanı Ali Kahyaoğlu ise, “Türkiye’nin mali ihracatı 2008 yılında mermerle birlikte 3.2 milyar dolardır. 135 milyar dolarlık ihracatı olan bir ülkenin madendeki ihracatı çok azdır” diye konuştu.
Son olarak bir konuşma yapan Türkiye Mermerler ve Madenciler Dernekleri Fedarasyonu Başkanı Selahattin Onur, “Maden ve mermercilik olarak çok zengin bir ülkeyiz. Türkiye maden ve madencilik bakımından dünyada 4. sıradadır. Bu nedenle mermer ve madencilik ülkemizin dünyadaki ihracat gücünü artıracak ve uluslararası ticaretten daha fazla pay sahibi almasını sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.
Öte yandan yapılan açıklamada, sempozyumun düzenlenme amacının Diyarbakır mermer sektöründe mermer ocakları ve işleme tesislerinde açığa çıkan mermer artıklarının kullanım alanlarının araştırılması, bu alanda hazırlanan akademik çalışmaların paylaşılması ve sektörden firmaların katılımı sağlanarak mermer artıklarının hammadde olarak kullanıldığı yeni bir sektör oluşturmak olduğu belirtildi. Sempozyum sonunda Diyarbakır’da atıl durumda bulunan ve görsel kirlilik oluşturan artıklarının değerlendirilmesine ilişkin bir kamuoyu oluşturuldu.
1. Mermer, Traverten, Su Mermerleri (Kesilmiş, Parlatılmış)
İhracat Hacmi: 634 Milyon $ (2006), 716 Milyon $ (2007), 752 Milyon $ (2008)
Başlıca Pazarlar: ABD (%35), İngiltere (%8), Suudi Arabistan (%5), Kanada (%5)
2.Ham Mermer – Traverten
İhracat Hacmi: 166 Milyon $ (2006), 220 Milyon $ (2007), 307 Milyon $ (2008)
Başlıca Pazarlar: Çin (%27), Suriye (%6), Hindistan (%6), İtalya (%5)
3. Yontulmuş Mermer – Traverten
İhracat Hacmi: 103 Milyon $ (2006), 128 Milyon $ (2007), 135 Milyon $ (2008)
Başlıca Pazarlar: ABD (%30), Türkmenistan (%7), İngiltere (%7), Kanada (%5)
4. Blok Mermer – Traverten
İhracat Hacmi: 62 Milyon $ (2006), 82 Milyon $ (2007), 95 Milyon $ (2008)
Başlıca Pazarlar: Çin (%65), Hindistan (%5), İtalya (%4), Yunanistan (%3)
5. Ham Ekosin – İnşaata Elverişli Kireçli Taşlar
İhracat Hacmi: 15 Milyon $ (2006), 37 Milyon $ (2007), 37 Milyon $ (2008)
Başlıca Pazarlar: Çin (%73), İtalya (%8), Hindistan (%5), İspanya (%4)
6. Granit (Kesilmiş, Parlatılmış)
İhracat Hacmi: 7 Milyon $ (2006), 10 Milyon $ (2007), 21 Milyon $ (2008)
Başlıca Pazarlar: Rusya (%31), Kazakistan (%13), Azerbeycan (%8), Almanya (%5)
7. Blok Granit
İhracat Hacmi: 9 Milyon $ (2006), 11 Milyon $ (2007), 13 Milyon $ (2008)
Başlıca Pazarlar: Almanya (%58), İtalya (%13), Yunanistan (%8), İsviçre (%6)
8. Diğer Doğal Taşlar
İhracat Hacmi: 4 Milyon $ (2006), 8 Milyon $ (2007), 7 Milyon $ (2008)
Başlıca Pazarlar: ABD (%16), İngiltere (%8), İtalya (%6), Yunanistan (%5)
9. Karolar – Küpler
İhracat Hacmi: 6 Milyon $ (2006), 7 Milyon $ (2007), 6 Milyon $ (2008)
Başlıca Pazarlar: ABD (%28), İngiltere (%13), Almanya (%12), Fransa (%7)
10. İnşaata Elverişli Diğer Ham Doğal Taşlar
İhracat Hacmi: 5 Milyon $ (2006), 7 Milyon $ (2007), 7 Milyon $ (2008)
Başlıca Pazarlar: Almanya (%51), Hollanda (%13), Fransa (%7), İtalya (%5)
11. Basitçe Kesilmiş İnşaata Elverişli Diğer Doğal Taşlar
İhracat Hacmi: 4 Milyon $ (2006), 3 Milyon $ (2007), 11 Milyon $ (2008)
Başlıca Pazarlar: Birleşik Arap Emirlikleri (%53),Yunanistan (%9), Kanada (%9), ABD (%8)
12. Basitçe Kesilmiş Granit
İhracat Hacmi: 2 Milyon $ (2006), 2 Milyon $ (2007), 4 Milyon $ (2008)
Başlıca Pazarlar: Rusya (%38), Azerbaycan (%17), Gürcistan (%10), Romanya (%9)
13.Diğer Kalkerli Taşlar (Kesilmiş, Parlatılmış)
İhracat Hacmi: 1 Milyon $ (2006), 500 Bin $ (2007), 2 Milyon $ (2008)
Başlıca Pazarlar: ABD (%18), İrlanda (%12), Cezayir (%12), Kanada (%11)
14. Ham Kayağan Taşı
İhracat Hacmi: 137 Bin $ (2006), 579 Bin $ (2007), 472 Bin $ (2008)
Başlıca Pazarlar: İtalya (%25), Yunanistan (%20), Fransa (%14), Macaristan (%6)
15. İşlenmiş Kayağan Taşı Mamulleri
İhracat Hacmi: 195 Bin $ (2006), 57 Bin $ (2007), 206 Bin $ (2008)
Başlıca Pazarlar: Almanya (%83), KKTC (%7), Kazakistan (%2), Azerbeycan (%2)
16. Ham Granit
İhracat Hacmi: 206 Bin $ (2006), 334 Bin $ (2007), 155 Bin $ (2008)
Başlıca Pazarlar: Almanya (%56), İtalya (%17), Irak (%12), Yunanistan (%5)
Dünyanın bir çok özel ve önem arzeden yapılarını süsleyen Türk Mermerinin tüm çeşitleri Natural Stone 6. Uluslararası Mermer, Doğaltaş Ürünleri ve Teknolojileri Fuarı’nda görebileceksiniz. CNR Ekspo Fuarcılık tarafından 05-08 Kasım 2009 tarihleri arasında CNR Expo’da gerçekleşecek fuar, mermer ve doğal taş dünyasının yeni buluşma adresi olacak. Granit ürünlerin de sergileneceği bu fuarda yerinizi almayı unutmayın.
Dünya doğal taş rkapasitesinin % 33’üne sahip ülkemiz, doğal taş çeşitliliği ve zenginliği ile dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olurken , İstanbul da sektör için çok önemli bir şehir haline geldi.
2010’da 2.5 milyar dolarlık ihracat hedefine ulaşmak isteyen sektörün fuardaki hedefi de yeni müşteriler. Fuara İstanbul Maden İhracatçıları Birliği, İstanbul Mermerciler Derneği ve İtalyan Marmomacchine Birliği destek veriyor.
Türk mermer ve doğaltaşının yurtiçinde kullanımını artırmayı amaçlayan Natural Stone İstanbul, özellikle Hindistan ve Çin gibi dünyanın en önemli pazarları tarafından yeni platform olarak tanımlanıyor.
Prof. Dr. Turgay ONARGAN
DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ
F.B.E. Doğal Yapı Taşları ve Süs Taşları A.B.D. Başkanı
Doğal taş sektörünün geleceği açısından inovasyon, verimlilik ve çevre konularına önem verilmelidir. Bu konuda en yakın zamanda sektörel ve araştırma kuruluşlarının bir araya gelerek yapacakları öngörü toplantıları bundan sonraki yol haritasının çıkarılması bakımından büyük önem taşımaktadır.
MTA genel müdürü uyardı: Böyle giderse termal oteller susuz kalacak
Kategori: Doğal Taşlar Yorum Yok »Uyarı, Türkiye`nin yeraltı kaynaklarını araştıran Maden Tetkik ve Arama(MTA)`dan geldi. Genel Müdür Mehmet Üzer, halen işletmelerin çoğunun sıcak suyu doğru kullanmadığını söyledi. Bu işletmelerin tehlikenin farkında olmadığına dikkat çeken genel müdür, önemli bir hatırlatma yaptı: `Jeotermal sahadan kullanılan su miktarı kadar su, yeniden buraya gönderilmesi gerekiyor. Sürdürülebilir jeotermal zenginlik için bu şart. Fakat bunu yapan tesis yok denecek kadar az ve bu tesisler birkaç yıl sonra susuz kalacak.` Üzer bir de örnek verdi: `Nevşehir-Kozaklı`da 50 milyon dolar yatırım yapan bir otelin jeotermal suyu bitti.`
MTA Genel Müdürü Mehmet Üzer, Türkiye`nin yeraltı kaynaklarıyla ilgili Zaman`a değerlendirmelerde bulundu. Üzer`in verdiği bilgiye göre, Türkiye`de nerede ne kadar altın bulunduğu belirlendi, çıkarılmayı bekliyor. Son yıllarda MTA 300 bin ton bakır, 45 bin ton altın, 3,3 milyar ton kömür, 1 milyar ton bor madeni buldu. Yeraltı zenginliklerinin planlı ve ekonomik verimlilik hesabı yapılarak değerlendirilmesini isteyen Üzer, bu konuda olumsuz örnek olarak sıcak su kaynaklarını gösterdi. Sıcak su kullanan işletmelere her türlü yardıma hazır olduklarını ifade eden Genel Müdür şöyle konuştu: `Bizden özel sektör yardım istediği takdirde biz onlara jeotermal suyunun ne kadar gideceği ve ne tür tedbirler alacağı konusunda danışmanlık hizmeti verebiliriz. Bedava diye birçok belediye ve otel işletmecisi suyu çarçur ediyor. Zannediyor ki bu kaynak hiç bitmeyecek.` Mehmet Üzer, kurum olarak İzmir Balçova`nın danışmanlığını yaptıklarını belirterek, suyu çarçur etmeyen tek tesisin burası olduğunu kaydetti. Üzer, `Mesela Zorlu bize geldi, bu konuda yardım istedi. Biz de yeni sahalar bulduk. Aydın-Pamukören`de 188 derece bir jeotermal su bulduk. Biz danışmanlık hizmeti veriyoruz. Bu danışmanlık için belli bir ücret alıyoruz.` dedi. Jeotermal kaynaklar birçok turizm tesisinde ısıtma ve termal amaçlı kullanılıyor.
Özel sektör risk almalı
MTA, özel sektörün yeraltı madenleri için yatırım yapmasını istiyor. Genel Müdür Mehmet Üzer`e göre sadece kendilerinin aramasıyla Türkiye`nin madenlerini çıkarmak mümkün değil. Ama Türk özel sektörü yeterince büyük değil; riske para yatırmıyor. Üzer, Türkiye`de 2003 yılına kadar mostra (görünen yerlerde arama) madenciliği yapıldığına işaret etti. Önceden bir yılda 50 bin metrekare arama yapılırken, şimdi 1 milyon metrekare sondaj yapılır hale gelindiğini vurgulayan Üzer, `Yerin altında madenler uyuyor. MTA bugüne kadar 5,5 milyon metrekare maden aramış. Bu çok az. Mecburen devletimizin, özel sektör bu işe büyük yatırım yapana kadar arama işine para ayırması gerekiyor.` diye konuştu.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı`na bağlı MTA, kısa süre öncesine kadar yıllık 11 milyon dolar bütçeyle arama yapıyordu. `Gaz ve petrol dışında diğer bütün yeraltı madenlerini 11 milyon dolarla MTA araştıracak.` diyen Genel Müdür Üzer, rakamın komik olduğu görüşünde. 11 milyon dolara depremsellik, deniz ve mağara araştırmaları, uranyum gibi aramaların hepsinin yapılması gerekiyordu. Fakat, son yıllarda kurumun bütçesinde iyileşme oldu ve 102 milyon dolara ulaştı. Ayrıca, MTA`nın yeni gelir kalemleri oluştu; bulunan madenlerin gelirinin bir kısmı artık teşkilata akıyor. Mehmet Üzer, gelirin artmasıyla 3,3 milyar metreküp kömür bulduklarını belirterek, `Şimdi kömürü bulduk diye üzüleyim mi, sevineyim mi? Bunu biz 50 yıl önce bulmalıydık.` şeklinde konuştu.
Kafayı altına takmayalım
Kamuoyunda merak konusu olan altın zenginliklerine MTA Genel Müdürü Mehmet Üzer ilginç açıklama getirdi. Buna göre teşkilat Türkiye`nin altın zenginliğini ortaya çıkarmak için önemli çalışmalar yaptı. Tahmin edilen altın rezervi 5 bin 600 ton. MTA bunun 700 tonunu görünür hale getirdi. 1 ton topraktan 1 gram altın çıkarıldığına işaret eden Üzer, `Yani altını bulmak masraflı iş. Fakat, kafayı ille altına takmayalım. Türkiye`nin başka zengin madenleri de var, onlara da bakmalıyız.` dedi. `Türkiye`yi kurtaracak yeraltı zenginliği` olarak gösterilen borla ilgili olarak ise Üzer, `Bor bizim önemli bir madenimiz, önemli zenginliğimiz. Ancak, denildiği gibi de Türkiye`yi uçuracak bir zenginlik değil; en azından bugün için.` yorumunu yaptı.
Son Yorumlar