Granit kesim makinaları ülkemizde üretilmediğinden dolayı yurt dışından ithal edilmektedir. Lakin yurt dışındaki taş örnekleri genel anlamda ülkemiz taş örneklerine göre daha yumuşak olmasından dolayı ülkemizde bu makinalar randımanlı bir şekilde çalışmıyor ne yazık ki. Granit, bazalt, andezit, mermer, traverten, küfeki taşı gibi taşlarda bu nedenle gönye ve ebat sorunları yaşanabiliyor.

İstanbul Maden İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Kahyaoğlu, hedeflerinin 2023 yılında 23 milyar dolarlık ihracat miktarını yakalamak olduğunu söyledi. Başkan Kahyaoğlu, hükümetin yeni açıkladığı teşvik paketini yeterli bulmadığını bildirdi.
Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Toplantı Salonunda yapılan “Maden ve Doğal Taş” toplantısına İstanbul Maden İhracatçıları Birliği yönetim kurulu üyeleri, Diyarbakır ve Elazığlı mermer işletmecileri, Diyarbakır Valisi Hüseyin Avni Mutlu, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Galip Ensarioğlu katıldı. Toplantının açılışında konuşan İstanbul Maden İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Kahyaoğlu, Elazığ ve Diyarbakır’ın kendileri için önemli olduğunu belirtti. Maden ve doğal taş ihracatında önemli
işadamlarının Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nden çıktığını ifade eden Kahyaoğlu, “Diyarbakır ve Elazığ bizim için vazgeçilmez. Yerel yöneticiler sektör temsilcilerinin yanında olduğu sürece daha iyi hale gelecektir. 2006 yılında 1 milyar 27 milyon dolarlık bir ihracat yaptık. Hedefimiz 2023 yılında 23 milyar dolarlık ihracat miktarını yakalamaktır. Bölge, doğal taş anlamında bitmez tükenmez bir deryadır. Bizde petrol yok ama sonsuz maden ve doğal taş var. Şu anda dünyada bütün savaşlar petrol üzerine
yapılıyor. Petrolün ömrü 50 yıldır. Ama 30 sene sonra ticari savaşlar, doğal taşların da bulunduğu madenler üzerinde yapılacaktır” dedi.
Kahyaoğlu, Kocaeli’nde bir borsa kurma çalışmalarına başladıklarını ve burada maden sektörü için kalifiye elemanın yanı sıra, Türkiye’deki maden işletmecilerinin Türkiye ve dünya pazarında ürünlerini hak ettiği değer üzerinden satmayı hedeflediklerini sözlerine ekledi.
Dün açıklanan Teşvik Yasası ile ilgili görüşlerini aktaran Kahyaoğlu, “Başbakan’ın açıkladığı teşvikten memnun değilim. Onu da sonra açıklayacağım. Ama dünyada bir kriz yok. Amerika, Arapların petrolünü yükseltti, bir anda Arapları şımarttı ve Arapların hepsi yatırıma girdi. İnşaatlar yatırımlar falan derken fiyatı bir çekti aşağı, şu an hem Avrupa çöktü hem de Araplar. Öyleyse biz ne yapacağız, Geçen gün Bakanımızla da bir toplantı yaptık ve nokta atışı yapacağız. Biz bize düşeni yapacağız, lütfen siz
de kendi üzerinize düşeni yapın. Özellikle Doğu’daki iller için bunu söylüyorum. Biz kendi yolumuzu kendimiz çizelim. Sayın Valim de kusura bakmasın şikayet var ama az bir şikayet, bırakın hükümetten bir şey beklemeyin, alamayacağız zaten. İstediğiniz kadar bağırın, istediğiniz kadar söyleyin ÖTV diyin, şunu diyin, bunu diyin devletin kasasındaki para belli. Yani bir para olsa verecekler ama o para da yok. Bize para verseler bu sefer diğerleri ayağı kalkacak. Evinizdeki dükkanınızdaki gibi para yok düşünün.
O zaman biz kendi sektörümüzü hızlandırmak için ne yapabiliriz düşünün. O zaman bu mücadeleyi biz başlatalım. Şu an Ankara ile görüşmelerimiz devam ediyor ve bizim elimizde bir miktar para var. İhracatçılar Birliği’nin biriktirdiği, sakladıkları gizli bir para var ama resmi para. Biz bu parayı sektöre nasıl kullanırızın peşindeyiz” diye konuştu.

DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ
DOĞAL YAPI TAŞLARI VE SÜS TAŞLARI A.B.D. BAŞKANI
Dünyadaki bilimsel ve teknolojik gelişmeye paralel olarak yaşam anlayışı da, beklentiler de değişmektedir. Günümüzde, daha sakin ve huzurlu doğal ortamlarda yaşama isteği giderek artmaktadır. Çağdaş insan bu özlemini olabildiğince doğal taşlarla bezenmiş mekânlarda yaşamını sürdürerek gidermeye, en azından buna katkı sağlamaya çalışmaktadır.
KALİTE VE STANDARDİZASYON; Doğal taşların kalitesinin tayininde ve en uygun kullanım alanlarının belirlenmesinde en önemli parametrelerden birisi de ilgili standartlara uyma derecesidir. Zira standartlara uygun doğaltaş ürünler kullanım yerlerinde uzun ömürlü olarak kalmakta, renk, desen, fiziksel özelliklerini koruyabilmektedirler. Standartlara uygun özellikler taşıyan ürünler daha çok talep görmekte ve böylelikle pazar payının sürekliliği sağlanmakta ve daha kolay markalaşabilmektedir. Doğal taş malzeme kullanıcısı durumunda olan uygulamacılar standartları ürünlerde arayarak kullanım yerine en uygun doğal taşı seçebilecekler ve kullandıkları malzemelerin en uzun ömürlü ve ilk günkü albenisi ile kalmasını sağlayacaklardır. Doğal taşların kullanılmasında uluslararası standardizasyon çalışmalarını bilmek ve ürün seçiminde bunlara dikkat etmek projelerin başarısında en önemli etkenlerden birisi olarak karşımızda durmaktadır
LOJİSTİK; Küreselleşme ve artan rekabet, işletmelerin ürün fiyatlarını, dolayısıyla maliyetlerini ve verimliliklerini daha iyi kontrol etmelerini zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda tedarik zinciri ve lojistik yönetimi, hammadde satıcılarından montajcılara ve son kullanıcılara kadar tüm üretim ve dağıtım süreci boyunca malzeme ve bilgi akışının yönetimine yardımcı olmaktadır. İşletmeler arası tedarik zinciri ve lojistik yönetimi yapısı, süreç, insan, teknoloji ve performans ölçümlemeleri gibi çeşitli açılardan tek bir işletme şeklinde hareket ederek kaynakların ortak kullanımı sayesinde sinerji yaratmayı hedeflemektedir(Paksoy vd., 2003; s.4). Özellikle pazarda yaşanan yoğun rekabet, müşteri beklentilerinin değişmesi, teknolojide yaşanan hızlı değişim gibi unsurlar yeteneksel gelişmenin tesisi konusunda işletmelere baskı yapmaktadır. Bu noktada, etkin ve entegre lojistiğin ortaya çıkarılması bütünü parçalarıyla ele almayı gerekli kılmaktadır.
VERİ TABANLI PAZARLAMA GEREKSİNİMİ; Çağdaş pazarlama iletişimindeki müşteri odaklı yaklaşım müşterilere ilişkin her türlü bilginin işletmeler tarafından değerlendirilmesi gerekliliğinin önemini vurgulamakta ve veri tabanı pazarlama sisteminin oluşturulmasına büyük önem vermektedir. Veri tabanı pazarlama sistemi ile elde edilecek bilgiler işletmenin ürün ve hizmetlerine artı bir değer katmaktadır. Veri tabanı teknolojisini yetkin olarak kullanabilen pazarlama iletişimi uzmanları elde ettikleri veriler doğrultusunda doğru hedef kitlelere, doğru iletişim karması ile gitme, bunların geri beslemesini alma ve sınırlı kurumsal kaynakları çok daha etkin olarak kullanma şansına sahip olacaklardır.
SERVİS ÖMRÜ VE DAYANIKLILIK; Binalar, insanlık için güvenlik içinde yaşayabilecekleri, sağlıklı ve konforlu bir ortam sağlamalarının yanı sıra, kendilerinden beklenen bu fonksiyonlarını yapının ömrü boyunca devam ettirmekle de sorumludurlar. Doğal taşların servis ömrünün en az 60 yıl olması, estetik açıdan renk ve albenisini 10 yıldan fazla koruyabilmesi, 10 yılda bir tamir bakım gerektirmesi ve tamir bakım giderlerinin büyüklüğü gibi hususlar son yıllarda aranan özellikler arasına girmiştir. Antik dönemden günümüze önemli yapıtların özenle seçilen malzemelerle yapılması mimarlık geleneği olarak süregelmiştir. Anadolu’nun birçok ören yerinde rastlanan tapınak, tiyatro gibi anıtlar iri boyutlu dayanıklı doğal taşlarla yapıldıkları için günümüze kadar gelebilmişlerdir. Anadolu’da 4000 yıl önce kurulan ve atalarımız olan Hitit uygarlığını Yakındoğu’daki diğer uygarlıklardan ayıran en önemli özellik insan hakları ve hoşgörü kültürünün gelişmiş olmasıydı. O uygarlık hakkındaki tüm bilgilere bugün bıraktıkları taş eserlerle ulaşılabilmektedir.
ÇEVRESEL MİMARLIK; Bu kavramı içerisine alan Ekolojik Planlama; doğa ile barışık ve ona en az zarar verecek tasarımları gerçekleştirmek anlamına gelmektedir. Yaşadığımız çağ, sosyal yaşam alanlarının tümünde saydamlığın, bireyin evrensel hakları ve özgürleşme alanlarının, kamu kurumlarının katılımının en yüksek düzeyde olması gereken bir çağdır. Kamu kurumlarında yerli doğal taşların kullanılması mutlaka zorunlu hale getirilmelidir. Güneş enerjisinden, rüzgardan, yağmurdan yararlanma, artık malzemeleri tekrar kullanma, iklimin özelliklerini pozitif enerjiye dönüştürme, doğayı yapı içerisine alarak onunla birlikte yaşama, doğanın olumlu ve olumsuz yönlerini dikkate alarak “Biyo-Klimatik” akıllı binalar tasarlamak; terör ve benzeri tehlikelere karşı önlemler almak suretiyle ekolojik “sürdürülebilir” mimarlık yapmak yakın gelecekte büyük önem taşıyacaktır ve bunda da kullanılabilecek en önemli malzeme doğal taşlar olacaktır.
DOĞAL TAŞLAR NETWORK SİSTEM KURULUŞU; Doğal taş işletmelerimizin dünyada gelişen yeni ekonomik koşullara karşı değişim ihtiyacını karşılamak üzere ve sürekli büyümeyi ve özellikle Avrupa pazarlarında yer edinmeyi hedefleyen şirketlere danışmanlık vermek amacı ile kurulacak “Doğal Taşlar Network Sistem Kuruluşu” na gereksinim duyulacaktır. Bu kuruluşa bağlı olan şirketler dünya üzerine yayılmış bilgi ve teknoloji ağı sayesinde Danışmanlık, Ticaret ve Yazılım geliştirme konularında ürün ve hizmet sunabilecektir. Globalleşen dünya düzeni içerisinde ticaretin belirli standartlara göre yapıldığı pazarlarda işletmelerin ihtiyaç duyduğu hususlar, en yeni teknik ve teknolojik çözümler kullanılarak, işletmelerin beklentilerine göre uzman kadrosu tarafından şekillendirilebilecektir.
İŞLETME OPTİMİZASYONU VE DOĞRUDAN PAZARLAMA TEKNİKLERİ; Birçoğu Kobi niteliğinde olan doğal taş işletmeleri varlıklarını sürdürebilmeleri için, tüm işletme faaliyetlerini kolaylaştırıp, iş yüklerini ve maliyetlerini azaltarak dışa açılmalarını sağlayacak geleceğe dönük akılcı stratejiler geliştirmeleri zorunlu hale gelmiştir. Son yıllardaki işletmelerdeki optimizasyon sorunlarının çözümü yönetsel, işlemsel ve toplumsal sistemlerin yanı sıra ekonomik sistemlerin işlerlik kazanması açısından son derece önemlidir. Doğal taş ticaretinde daha önceleri önerilen “Sektöryel Dış Ticaret Şirketleri” nin bu sektörde başarılı uygulanabilmesinin mümkün olmadığı yaşanan süreçlerde görülmüştür. Doğal taş sektörüne en uygun Doğrudan Pazarlama’ nın bugün ulaştığı en son nokta olarak da iletişim teknolojisinin bütün olanaklarının kullanıldığı elektronik ortamda yapılan pazarlama, bir başka ifade ile İnternet’te pazarlama seçeneğidir.

Türkiye’deki ihracatçılar için, doğal taş ürünlerinde AB pazarına girme konusunda çok önemli fırsatlar vardır. Özellikle AB ülkelerinin taleplerinin karşılanması konusunda, yerel üretimin yetersiz kalması, ülkemizdeki üreticilerin ucuz ve kaliteli doğal taş ürünleri sunması bu imkanların oluşmasında etkili olmuştur.
İhracatçılarımızın AB’ye ihracat gerçekleştirmek için uzun vadede uyması gereken bazı önemli koşullar bulunmaktadır. Bu şartların sağlanması konusunda kısa vadede yeterli olunamayacaksa AB’ye ihracat yapmaya başlanmaması önerilmektedir.
Bu pazara girmek isteyen üretici/ihracatçılarımızın
AB mevzuat hükümlerinin yanında doğal taş ve doğal taş ürünleri ihracatçılarının bilgi sahibi olması gereken mevzuat dışı kurallar bulunmaktadır.
1. Ambalaj, Markalaşma ve Etiketleme
Söz konusu ürünlerin ambalajlanması ile ilgili kurallar öncelikli olarak ürünlerin taşınması ve teslim edilmesi sırasında hasar görmesinin engellenmesidir. Ürünlerin markalanması ve etiketlenmesi ile ilgili olarak bazı özel talepler bulunmakta olup bunlar levha ve fayans için farklılık göstermektedir. Diğer farklı talepler ise bahçe düzenleme, kaldırım taşı için olan olanlardır.
AB’de doğal taşlar ve doğal taş ürünlerine ilişkin olarak; Avrupa Birliği Taş Endüstrisi Federasyonu, Avrupa’da pazarlanan taşların niteliği ve kalitesini garanti eden bir logo geliştirmektedir. Söz konusu proje ile ilgili gelişmelerin AB’ye ihracat gerçekleştiren ihracatçılar tarafından değerlendirmeye alınması gerekmektedir.
2. Kaliteye İlişkin Talepler
AB’deki müşteriler normal koşullarda kendilerine uygun fiyat ve belirtilen kalitede ürün sağlayabilecek güvenilir tedarikçiler aramaktadır. İhracatçılarımız ürün kalitesini sürekli aynı tutmalı ve istenen özelliklerde sürekli ürün sağlayabilmelidirler.
3. Güvenlik
AB pazarının en önemli talebi, lojistik konusundadır. Tedarikçiler, ürünlerin zamanında teslim edilmesi açısından % 100 güvenilir olmalıdır. Bu nedenle tedarikçi firmalar, esnek olmalı, teklif ile sipariş arasında geçen süre kısaltılmalı ve kontrol altına alınmalıdır.
Zamanında teslimat ve kalite standartlarına uygunluk süreklilik göstermelidir. Pratikte bu husus yeni makineler ve eğitim için yatırım yapmak, makine operatörlerini ve kalite kontrol elemanını eğitmek anlamına gelmektedir.
4. Profesyonel İletişim
AB’deki müşteriler, ihracatçılarımızın iyi düzeyde iletişim kabiliyetine sahip olmalarını beklemektedir. Buna göre ihracatçılarımızın yazışmalarda, görüşmelerde, sunumlarında açık ve anlaşılır, randevularına sadık, soruları yanıtlama konusunda hızlı ve ticari sorunların çözümünde yeterli olmaları gerekmektedir. İş birliklerini başarısız ve zor kılan en önemli konunun iletişim olduğunu belirtmek gerekir.
5. Ürün ve Ülke Seçimi
İhracatçı firma ticari faaliyete geçmeye karar verdikten sonra, hangi ürün ile hangi AB ülkesinde çalışma yapacağını belirlemelidir. Firma olarak pazarlama stratejisi oluşturulurken; özellikle ülke seçimi bölümünde seçilen ülkenin tek bir pazar olmadığı ve 27 ülkeden oluşan AB yapılanması içinde yer aldığı göz ardı edilmemelidir.
AB tüketim eğilimleri renk ve tasarım açısından hızlı bir değişim göstermektedir. Söz konusu eğilimlere, örneğin özgün renkli bir taş tedarik etmek suretiyle, çabuk cevap vermek AB’de pazar bulunması için en garantili yöntemdir.
Ancak bazı ihracatçılar doğal taşların çıkarılması ve işlenmesi konusunda sadece yerel kaynaklarını kullandıklarından, AB’nin sıklıkla değişen tüketim eğilimlerine uyum sağlayamamaktadır. Ancak markasız ve ucuz ürünler için de talep olduğundan, özgün olmayan doğal taşların da AB ülkelerine ihracatı mümkündür.

Bitlis’teki mermer ocaklarının birinden, üzerinde çeşitli deniz canlılarına ait fosillerin bulunduğu mermer blokları çıkarıldı.
Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Fen Edebiyat Fakültesi öğretim üyelerinden Arkeolog Sinan Kılıç, bulunan kalıntıların tarihi deniz “Tetis”in işareti olduğunu söyledi. Söz konusu denizin çok büyük ve tarihi bir deniz olduğunu söyleyen Kılıç, “Günümüzden milyonlarca yıl önce, dünyadaki tek kıta olan Pangea’nın ayrılmaya başlamasıyla birlikte, bu deniz ilk iç deniz olarak ortaya çıktı. Milyonlarca yıl önceki Tetis Denizi’nin, ne zaman var olduğu bu fosillerden öğrenilebilir.
Dağlar ve kayalar geçmişte deniz yatağıymış. Bu nedenle dağların tepelerinde deniz kabukluları bulmak çok normal” dedi.
Fosilli mermerleri bulan Genç Polat Orman Ürünleri ve Madencilik şirketinin Yönetim Kurulu Başkanı Nesim Haspolat ise bu özelliğe sahip bir mermerin Türkiye’nin başka bölgesinde bulunmadığını ifade ederek şöyle dedi: ‘Deniz yatağı olabilir’ “Bu tarzda, bu şekillerde fosillerin olduğu mermeri ben sadece Bitlis’te gördüm. Buralar zamanında deniz yatağı olabilir. Çünkü bu fosilli mermerler milyonlarca yıl önce oluşmuş. Genellikle istiridye, deniz kabukluları, deniz yıldızı, kelebek, balık gibi deniz ürünlerinin bulunduğu taşlara rastlıyoruz. Bunların ne kadar sürede meydana geldiği konusunda arkeologlar bölgeye gelerek araştırmalar yapmalı.”
Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası’nın (DTSO) ev sahipliğini yaptığı “Mermer Artıklarının Değerlendirilmesi ve Çevresel Etkilerinin Azaltılması Sempozyumu” yapıldı. DTSO Başkanı Galip Ensarioğlu, Diyarbakır için taşların ayrı bir önemi olduğunu söyledi.
DTSO’nun ev sahipliğini yaptığı ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Avrupa Birliği (AB) Genel Sekreterliği, Yerel Gündem 21, Diyarbakır Mermerciler Derneği, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, Diyarbakır Valiliği ve yerel kuruluşların desteği ile “Mermer Artıklarının Değerlendirilmesi ve Çevresel Etkilerinin Azaltılması Sempozyumu” Sümerpark Sosyal Tesisleri’nde yapıldı.
Sempozyum kapsamında yurtdışından İtalya DIGITA University of Cagliari , Hindistan Maharana Pratap University, TIFAC, Ürdün Hashemite University, Mısır, İspanya University of Cartagena üniversite ve araştırma kurumlaırndan toplam 11 adet; yurtiçinden ise İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ), Dokuz Eylül Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Dicle Üniversitesi, Afyon Kocatepe Üniversitesi, Süleyman Demirel Üniversitesi, Akdeniz Üniversitesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi vb. pek çok üniversiteden olmak üzere toplam 31 adet bildiri sunuldu.
Sempozyumun açılış konuşmasını yapan DTSO Başkanı Galip Ensarioğlu, Diyarbakır için taşların ayrı bir önemi olduğunu ifade ederek, “Burada yaşayan her medeniyetin her kültürün taşlardan oymak mümkündür. Bu kent sevdasını taşlara işlemiş bir kenttir. Tarihimizin en canlı tanıklığı yöre taşlarında mevcuttur. Geçmişte medeniyetler inşa etmek için kullanılan bu taşlar ülkemizin ve bu şehrimizin ticareti için önemli bir unsur haline gelmiştir” dedi.
İstanbul Maden ve Metaller İhraçatçı Birlikleri Başkanı Ali Kahyaoğlu ise, “Türkiye’nin mali ihracatı 2008 yılında mermerle birlikte 3.2 milyar dolardır. 135 milyar dolarlık ihracatı olan bir ülkenin madendeki ihracatı çok azdır” diye konuştu.
Son olarak bir konuşma yapan Türkiye Mermerler ve Madenciler Dernekleri Fedarasyonu Başkanı Selahattin Onur, “Maden ve mermercilik olarak çok zengin bir ülkeyiz. Türkiye maden ve madencilik bakımından dünyada 4. sıradadır. Bu nedenle mermer ve madencilik ülkemizin dünyadaki ihracat gücünü artıracak ve uluslararası ticaretten daha fazla pay sahibi almasını sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.
Öte yandan yapılan açıklamada, sempozyumun düzenlenme amacının Diyarbakır mermer sektöründe mermer ocakları ve işleme tesislerinde açığa çıkan mermer artıklarının kullanım alanlarının araştırılması, bu alanda hazırlanan akademik çalışmaların paylaşılması ve sektörden firmaların katılımı sağlanarak mermer artıklarının hammadde olarak kullanıldığı yeni bir sektör oluşturmak olduğu belirtildi. Sempozyum sonunda Diyarbakır’da atıl durumda bulunan ve görsel kirlilik oluşturan artıklarının değerlendirilmesine ilişkin bir kamuoyu oluşturuldu.
1. Mermer, Traverten, Su Mermerleri (Kesilmiş, Parlatılmış)
İhracat Hacmi: 634 Milyon $ (2006), 716 Milyon $ (2007), 752 Milyon $ (2008)
Başlıca Pazarlar: ABD (%35), İngiltere (%8), Suudi Arabistan (%5), Kanada (%5)
2.Ham Mermer – Traverten
İhracat Hacmi: 166 Milyon $ (2006), 220 Milyon $ (2007), 307 Milyon $ (2008)
Başlıca Pazarlar: Çin (%27), Suriye (%6), Hindistan (%6), İtalya (%5)
3. Yontulmuş Mermer – Traverten
İhracat Hacmi: 103 Milyon $ (2006), 128 Milyon $ (2007), 135 Milyon $ (2008)
Başlıca Pazarlar: ABD (%30), Türkmenistan (%7), İngiltere (%7), Kanada (%5)
4. Blok Mermer – Traverten
İhracat Hacmi: 62 Milyon $ (2006), 82 Milyon $ (2007), 95 Milyon $ (2008)
Başlıca Pazarlar: Çin (%65), Hindistan (%5), İtalya (%4), Yunanistan (%3)
5. Ham Ekosin – İnşaata Elverişli Kireçli Taşlar
İhracat Hacmi: 15 Milyon $ (2006), 37 Milyon $ (2007), 37 Milyon $ (2008)
Başlıca Pazarlar: Çin (%73), İtalya (%8), Hindistan (%5), İspanya (%4)
6. Granit (Kesilmiş, Parlatılmış)
İhracat Hacmi: 7 Milyon $ (2006), 10 Milyon $ (2007), 21 Milyon $ (2008)
Başlıca Pazarlar: Rusya (%31), Kazakistan (%13), Azerbeycan (%8), Almanya (%5)
7. Blok Granit
İhracat Hacmi: 9 Milyon $ (2006), 11 Milyon $ (2007), 13 Milyon $ (2008)
Başlıca Pazarlar: Almanya (%58), İtalya (%13), Yunanistan (%8), İsviçre (%6)
8. Diğer Doğal Taşlar
İhracat Hacmi: 4 Milyon $ (2006), 8 Milyon $ (2007), 7 Milyon $ (2008)
Başlıca Pazarlar: ABD (%16), İngiltere (%8), İtalya (%6), Yunanistan (%5)
9. Karolar – Küpler
İhracat Hacmi: 6 Milyon $ (2006), 7 Milyon $ (2007), 6 Milyon $ (2008)
Başlıca Pazarlar: ABD (%28), İngiltere (%13), Almanya (%12), Fransa (%7)
10. İnşaata Elverişli Diğer Ham Doğal Taşlar
İhracat Hacmi: 5 Milyon $ (2006), 7 Milyon $ (2007), 7 Milyon $ (2008)
Başlıca Pazarlar: Almanya (%51), Hollanda (%13), Fransa (%7), İtalya (%5)
11. Basitçe Kesilmiş İnşaata Elverişli Diğer Doğal Taşlar
İhracat Hacmi: 4 Milyon $ (2006), 3 Milyon $ (2007), 11 Milyon $ (2008)
Başlıca Pazarlar: Birleşik Arap Emirlikleri (%53),Yunanistan (%9), Kanada (%9), ABD (%8)
12. Basitçe Kesilmiş Granit
İhracat Hacmi: 2 Milyon $ (2006), 2 Milyon $ (2007), 4 Milyon $ (2008)
Başlıca Pazarlar: Rusya (%38), Azerbaycan (%17), Gürcistan (%10), Romanya (%9)
13.Diğer Kalkerli Taşlar (Kesilmiş, Parlatılmış)
İhracat Hacmi: 1 Milyon $ (2006), 500 Bin $ (2007), 2 Milyon $ (2008)
Başlıca Pazarlar: ABD (%18), İrlanda (%12), Cezayir (%12), Kanada (%11)
14. Ham Kayağan Taşı
İhracat Hacmi: 137 Bin $ (2006), 579 Bin $ (2007), 472 Bin $ (2008)
Başlıca Pazarlar: İtalya (%25), Yunanistan (%20), Fransa (%14), Macaristan (%6)
15. İşlenmiş Kayağan Taşı Mamulleri
İhracat Hacmi: 195 Bin $ (2006), 57 Bin $ (2007), 206 Bin $ (2008)
Başlıca Pazarlar: Almanya (%83), KKTC (%7), Kazakistan (%2), Azerbeycan (%2)
16. Ham Granit
İhracat Hacmi: 206 Bin $ (2006), 334 Bin $ (2007), 155 Bin $ (2008)
Başlıca Pazarlar: Almanya (%56), İtalya (%17), Irak (%12), Yunanistan (%5)
Prof. Dr. Turgay ONARGAN
DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ
F.B.E. Doğal Yapı Taşları ve Süs Taşları A.B.D. Başkanı
Doğal taş sektörünün geleceği açısından inovasyon, verimlilik ve çevre konularına önem verilmelidir. Bu konuda en yakın zamanda sektörel ve araştırma kuruluşlarının bir araya gelerek yapacakları öngörü toplantıları bundan sonraki yol haritasının çıkarılması bakımından büyük önem taşımaktadır.
Balıkesir-Bigadiç ve Manisa- Gördes’te bulunan zeolit madeninin, çok bilinmeyen ama küresel ısınmaya karşı gizli bir güç olduğu belirtiliyor.
Zeolit, özellikle tarım, hayvancılık, çimento katkısı, yapı malzemesi, gıda katkısı ve arıtma alanlarında kullanılıyor.
Manisa’da ocakları ve cevher hazırlama tesisi bulunan Enli Madencilik’in Ar-Ge ve İhracat Müdürü Dr. Serpil Özaydın, Türkiye’de 50 milyar tonun üzerinde zeolit rezervi olduğunu kaydederek dünyada zeolit madeninin kullanımının artmasıyla ekonomiye bu madenin katkısının milyar dolarlar olabileceğini belirtti.
Dünyada yılda 4 milyon ton zeolit kullanılıyor. Özaydın, “Bu maden dünyada birçok ülkede bulunuyor. Ancak en çok aranan özellikleri bulundurduğu için ülkemiz klinoptilolit denen zeolit’leri tercih ediliyor. Sadece Gördes’te 1 milyar tonun üzerinde görünür rezerv var” dedi.
Dr. Özaydın, şu anda firma olarak AB ülkeleri, ABD ve İsrail’e zeolit ihraç ettiklerini, Türkiye’den yurtdışına yılda 5-10 bin ton arası ihracat gerçekleştirildiğini belirtti. Önümüzdeki yıl Türkiye’nin 50 bin tonun üzerinde zeolit ihracatı yapmasının beklendiğini kaydeden Özaydın, “Şu an bu madenin Türkiye’den hammadde olarak ihraç değerleri 1 ton için kalitesi ve alıcının talebi doğrultusunda hazırlanan ürünlere göre 60 dolar ile 250 dolar arasında değişiyor” dedi.
Zeolitlerin küresel ısınmaya çözüm getirecek doğal minareller olduğunu belirten Dr. Özaydın şunları söyledi:
“Özelliklerini yönde özetlememiz mümkün. Birisi bu hammadde kaynağının asıl özelliklerinin ortamdaki ısıyı emmesi yani madenin bulunduğu ortamda doğal bir iklimlendirme sağlamasıdır. Diğeri ise doğrudan sera; yani metan, azot oksitleri, karbondioksit gibi gazları bertaraf edecek şekilde hazırlanarak yine mevcut alanlarda kullanımlarının sağlanması şeklindedir.”
Zeolit’in kullanımı için 25′e yakın proje geliştirdiklerini söyleyen Dr. Özaydın, “Tarımsal alanda, yapı sektöründe, karayollarında, hayvan – bitki yetiştirme ortamında, radyoaktif ve diğer kirliliklerin arıtılmasında küresel ısınmayı önleyici malzeme olarak kullanılabilecek. Örneğin zeolitin serpildiği ya da bulunduğu alanlarda her türlü ısı taşınımı doğal olarak dengelenecek” diye konuştu.
Özel teşvikler getirilen 49 ildeki yatırımlar 2012 yılına kadar enerji desteğinden yararlanabilecek.
Hazine Müsteşarlığı’nın 2004 yılında çıkarılan 5084 sayılı “Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”la getirilen enerji desteğinin uygulamasına ilişkin tebliği Resmi Gazete’de yayımlandı. Söz konusu yasa ile belli bir sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyinin altındaki 36 ilde yapılacak yatırımlara çeşitli teşvikler getirilirken, daha sonra çıkarılan 5350 sayılı yasa ile kapsamdaki il sayısı 49’a çıkarılmıştı.
Enerji desteği uygulamasından hayvancılık, organik ve biyo teknolojik tarım, kültür mantarı yetiştiriciliği ve kompostu, seracılık, sertifikalı tohumculuk ve soğuk hava deposu ile imalat sanayi, madencilik, turizm konaklama tesisi, eğitim veya sağlık alanlarında faaliyet gösteren, fiilen ve sürekli olarak asgari 10 işçi çalıştıran yeni işletmeler yararlanabiliyor.
Yasa kapsamındaki sektörlerden; entegre tesisler dahil üretim tesisleri ile, bu tesislere ait idari ve teknik birimler enerji desteğinden yararlandırılıyor.
Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünden işletmeye geçiş ile ilgili olarak verilecek işyeri bildirgesine göre ilk 36 ilde 1 Ekim 2003’ten, daha sonra eklenen 16 ilde 1 Ocak 2005’ten, Gökçeada ve Bozcaada’da 1 Nisan 2005 tarihinden sonra faaliyete başlayan işletmeler “ yeni işletme ” olarak değerlendiriliyor.
ENERJİ DESTEĞİ ORANI
2007 yılı Mayıs ayı ve sonrası dönem için asgari 10 işçi çalıştıran işletmelere enerji desteği oranı yüzde 20 olarak uygulanıyor. Bu orana; yeni işletmelerde, 10 işçinin üzerinde istihdam edilen işçiler ve diğer bazı koşullar için 0.5’er puanlık ekleme yapılıyor.
Yararlanılabilecek enerji desteği oranı, organize sanayi bölgesi veya endüstri bölgelerinde kurulu işletmeler için elektrik enerjisi giderlerinin yüzde 50’sini, diğer alanlarda kurulu işletmeler için yüzde 40’ını geçemiyor.
UYGULAMA SÜRESİ
Enerji desteği uygulaması, 31 Aralık 2008 tarihine kadar yapılacak. Ancak, 49 ilde yapılacak yatırımlardan 31 Aralık 2007 tarihine kadar tamamlanamayanlarda işletmeye geçiş tarihinden itibaren 5 yıl, 31 Aralık 2008’e kadar tamamlanması durumunda işletmeye geçiş tarihinden itibaren 4 yıl, 31 Aralık 2009’a kadar tamamlanması durumunda da işletmeye geçiş tarihinden itibaren 3 yıl süreyle enerji desteği uygulanacak.
Bozcaada ve Gökçeada’daki tesisler için ise enerji desteği uygulaması, 1 Nisan 2012 tarihine kadar yapılacak.
Enerji desteği ve diğer önemli teşviklerden yararlandırılan 49 il şöyle: Adıyaman, Afyonkarahisar, Ağrı, Aksaray, Amasya, Ardahan, Bartın, Batman, Bayburt, Bingöl, Bitlis, Çankırı, Diyarbakır, Düzce, Erzincan, Erzurum, Giresun, Gümüşhane, Hakkari, Iğdır, Kars, Kırşehir, Malatya, Mardin, Muş,Ordu, Osmaniye, Siirt, Sinop, Sivas, Şanlıurfa, Şırnak, Tokat, Uşak, Van, Yozgat, Artvin, Kütahya, Çorum, Nevşehir, Elazığ, Niğde, Kahramanmaraş, Rize, Karaman, Trabzon, Kastamonu, Tunceli, Kilis.
Son Yorumlar