Yeni Trend Tüf Taşı

Kategori: Doğal Taşlar Yorum Yok »

Kapadokya bölgesinde yoğunlukla rastlanan Tüf Taşı, sözcük anlamıyla yanardağların püskürttüğü kül, kum ve lav parçacıklarından oluşan genellikle açık renkli hafif gözenekli bir tür çökelti taşı olan, doğal bir yapı malzemesidir.

Tüf Taşı ocaktan çıkarıldığında yumuşak bir yapıda olup; hava, rüzgar ve güneş ile temas etmesi sonucunda sertleşerek doğal bir yapı malzemesine dönüşmektedir. Sahip olduğu doğal ve volkanik özelliklerden dolayı son derece sağlam yapılar inşa edilmesine ve ciddi bir ısı yalıtımına olanak sağlamaktadır.

Tüf Taşı kullanılan yapılarda demir kullanılmaması, iç ve dış cephelerde sıva, badana ve benzeri uygulamalara gereksinim duyulmaması gibi avantajlarla beraber kullanılan mekanların kışın sıcak, yazın serin olmasına katkı sağlamaktadır. Uygulandıktan sonra günden güne taşların birbirine kenetlenesi ile yapıyı daha da sağlamlaştırma özelliğine sahiptir.

Yapılarda geniş bir kullanım alanına sahip Tüf Taşı, ana taşıyıcı yapı, mimari eleman ve süsleme elemanı olarak iç ve dış mekanlarda kullanılmaktadır. Dekoratif bir görünüm kazanabilen Tüf Taşı duvarlar, kemerler, sütunlar ve bahçelerde görsel bir zenginlik olarak da kullanılmaktadır.

Mevsim şartlarına göre değişebilen renklere sahip Tüf Taşı yapılara verdiği doğal canlılık sayesinde iç ve dış mekanlarda kullanımı giderek artmaktadır.

Doğal Kaya Çeşitleri

Kategori: Doğal Taşlar Yorum Yok »

falez taşı-yeşil

falez taşı- sarı

falez taşı- kırmızı

falez taşı- siyah

falez kaya

falez taşı- beyaz

falez kum taşı

meteortaşı 1-2 m

meteortaşı cilalı 1-2 m

meteortaşı sütun

meteortaşı 20-50 cm

meteortaşı 50-100 cm

doğaltaş makarna taşı

ağaç fosili 30-50 cm

doğaltaş ağaçfosili cilalı

doğaltaş ağaç fosili cilalı

doğaltaş ağaç fosili siyah

doğaltaş ağaçfosili siyah

doğaltaş yosunlu kaya

doğaltaş yosunlu kaya3

doğaltaş spagetti kaya

doğaltaş spagetti 10-50 cm

doğaltaş ponza taşı

dere kayası siyah

Küp taş çeşit ve ebatları

Kategori: Doğal Taşlar, Kuptaş Hakkinda Yorum Yok »

granit küp taşı 4*6 cm

granit küp taşı 6*8 cm

granit küp taşı 8*10 cm

bazalt küp taşı 4*6 cm

bazalt küp taşı 6*8 cm

bazalt küp taşı 8*10 cm

andezit küp taşı 4*6 cm

andezit küp taşı 6*8 cm

andezit küp taşı 8*10 cm

Kayrak Taş Çeşitleri

Kategori: Doğal Taşlar Yorum Yok »

bodrum kayraktaşı siyah

bodrum kayraktaşı sarısiyah

denizli kayraktaşı gri simli

bilecik kayraktaşı kırmızı

kayraktaşı fosilli

kayraktaşı izmir simli

ALMAN KAYRAKTAŞI

kayrak kalem ince

kayrak kalem siyah

kayrak kalem sarı yeşil

kayrak kalem kırmızı

kayrak fosilli ebatlı

kayrak hazır yapıştırma

İlk Mermer Fabrikası

Kategori: Doğal Taşlar, Granit Yorum Yok »

Türk mermerciliğinin ilk fabrikası

İsmini mermerden alan Marmara Adası’nda mermer ocakları yüzyıllardan beri işletiliyor. 1912 yılında İngilizler tarafından inşa edilen ve günümüz modern mermer fabrikalarının ilki kabul edebileceğimiz fabrika, Marmara Adası’nda bulunuyor. Bir mühendislik anıtı olan adadaki ilk mermer fabrikası, 1974 yılına kadar üretimini sürdürmüş.

Ülkemizdeki ilk mermer fabrikası Marmara Adası’nın Saraylar Beldesi’nde 1912 yılında kuruldu. İngiliz ve Belçika ortak yapımı olan fabrika buharla çalışıyordu. İçerisinde sekiz katrak bulunuyordu.
2 bin 700 yıllık taş işlemeciliği mazisine sahip Saraylar Beldesi’nde, XX. yüzyılın başında tek bir mermer fabrikası dahi yoktu. Geçmişte Efes’e bile taş gönderecek mermer zenginliğine sahip olan bu adada, mermer biçebilecek böyle bir fabrika olmaması büyük bir eksiklikti.
Unkapanı’nda bir mermer atölyesine sahip olan Mehmet Efendi, bu eksikliği tesbit ederek, o zamanın armatörü Paşabahçeli Hakkı Bey ve Manizade’den bir kişiyle daha birleşip, Marmara Adası’nda ilk mermer fabrikasını hizmete açtı. Fabrikayı İngilizler`e inşa ettirdiler ve 1912 yılında resmi olarak faaliyete geçirdiler. 1912`den 1930`a kadar çalışan fabrika, 1930 yılında ortaklar arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle yine mermer işiyle ilgilenen Salih Sabri Karagözoğlu’na satıldı.

Türk mermerciliğine Atatürk’ten destek
Fabrikanın Salih Sabri Karagözoğlu’na satıldığı yıllarda Ankara yeniden kuruluyordu. Bakanlıklar, istasyonlar, bütün binalar olduğu gibi mermer işleriyle yapılıyordu. Türkiye`de de tek mermer fabrikası vardı ve fabrika, henüz tam kapasite çalışmadığı için ihtiyacı karşılayamıyordu. Bu nedenle halen İtalya`dan Türkiye’ye ithal ediliyordu.
Salih Sabri Karagözoğlu, fabrikayı aldıktan sonra Ankara`nın da imarı başlamış ve Atatürk`e kadar çıkmış. Böyle bir fabrikanın faaliyete geçtiğini söylemiş ve Atatürk’ün desteğiye İtalya`dan mermer ithalatı durdurularak tüm ihtiyaç Marmara Adası’ndaki bu fabrikadan temin edilmeye başlanmış.

İlk mermer fabrikamız nasıl çalışıyordu?
Marmara Adası’na yaptığımız ziyarette, adada yıllardır yaşayan ve ilk mermer fabrikasında görev almış kişilerle görüştük. Bize o zamanki teknolojik yokluk içinde böyle bir fabrikanın nasıl bir sistemle çalıştırıldığını anlattılar. İşte Marmara Adası’nın yerlilerinin dilinden ilk fabrikamızın hikâyesi:
“Türkiye’de ilk sekiz katrağın bir arada yapıldığı bir fabrika. Saatte 1 cm kesiliyordu ve buharla çalışıyordu. Kömürü ve kumu, dışarıdan naklediliyordu. Buradaki ocaklardan toplanan taş bu sahada biriktirilip, burada biçiliyordu. Daha sonra fabrika bacası çürüdü, buhar kazanları çürüdü ve kapandı. Buraya dışarıdan da taş geliyormuş diğer ocaklardan. Onlar da bu sahada biçilmiş olarak var. İşletme, 1974 yılında faaliyetlerine son verdi.
Burası Türkiye’nin ilk fabrikası ve sekiz katrak bir arada olan bir fabrika. Bunun bir benzerinin de İtalya’da olduğu söyleniyor.
Bu fabrikada biçilen taşlar dışarıdan gemilerle bu iskeleye geliyor, insan gücüyle raylardan içeriye alınıyor ve biçiliyordu. Marmara taşı da kamyonlarla fabrika sahasına alınıp, vinçle indirilerek, burada biçiliyordu. Bir taş bir haftada bitiyor, biçilen taş da tekrar raylar vasıtasıyla buradan gemiye yüklenip, İstanbul’a, İzmir’e ve Türkiye’nin her yerine gönderiliyordu.”

Peki, o günün teknolojik yetersizliğine rağmen böyle güç isteyen bir üretim nasıl bir sistemle yapılabiliyordu? Bu işlemi de yine ada sakinlerinin ağzından dinliyoruz:
“Bu fabrikanın ana makinesi buharla çalışıyor. İlk hareket, ana makineden ana mile… Ondan sonra da kesim makineleri katraklara hareket veriyor. Yedi katrak bir tarafta bir katrak da burada, toplam sekiz katrak çalıştırıyor. Bütün çalışan makineler, su pompaları, buhar pompaları hepsi kayış vasıtasıyla çalışıyor. Hiç elektrikli makine yok.
Katraklarımızın çalışma şeklini de anlatalım. `1 nolu katrak` kasnak vasıtasıyla çalışıyor. Güç aşağı-yukarı ilk ufak kasnakla iniyor.Blok girdikten sonra makine iniyor. Makine işini bitirdiğinde, kesin durması lazım. Buradaki sistemle kayış yer değişiyor, kasnaktan diğer boş kasnağa takılıyor ve o zaman bu makine stop ediyor. Ama bu sistem sürekli çalışıyor. Bu makine stop ettiğinde sistem kapatılmış değil. Su, yine kayışla, hidrolik pompa sistemiyle çalışıyor. Bu sistemle kum kazanlarına su atıyor, oradan devridaim yapıyor ve oradan mermerlerin üzerine akıyor. Eleklerden kum geçiyor; soket yok, elmas yok… Sadece saçla levhanın arasında kum vasıtasıyla, kuma elmas görevini yaptırıyor. Bu kumla blok kesimi devam ediyor. Bu makine bizim şimdi beş saatte kestiğimiz bloğu, o zaman beş gün, beş gecede kesiyormuş.


Sistemin işleyişinde, oluklarda bütün makinelerin üzerine giden bir su var. Bunlar oradan kumu alıyor devridaim motoruyla. Ve her blok tek tek çıkması icap ettiğinde kayışlar vasıtasıyla stop ettiriliyor. Öyle şalter malter yok. Kumu nasıl gelip topluyor? Dibinde pompalar var. Kayış vasıtasıyla pompa devridaim yapıyor, kum kazanına suyu basıyor. İkinci pompa suyu makinelere aktarıyor. Bu şekilde bu sekiz katrak, o dönemde daha kimsenin görmediği bir teknoljiyle buraya kurulmuş. Tarih 1912. 1912’de insanlar hiç araba görmemiş Marmara Adası`nda, ama sekiz katrak çalışıyormuş.”
Ada halkına bir de şunu sorduk: O dönemde insan gücü dışında bir imkân yok. İnsan gücüyle koskoca mermer bloklar nasıl fabrikaya getirilip kesiliyor ve tekrar nasıl limana indirilip Türkiye’nin çeşitli şehirlerine gönderiliyor? Bunun için o dönemde nasıl bir sistem kullanıldı? İşte cevabı:
“Taşımada kullanılan dört tekerlekli bir vagon. Blok, üzerine konuluyor, biçiliyor, plaka haline geldikten sonra bağlar çözülüyor, dışa alınıyor ve o vagonla beraber limana kadar naklediliyor. Limanda o günün şartlarında insan gücüyle o plakalar alınıyor ve geminin ambarına indiriliyor. Gemi dolana kadar bu meşakkatli iş sürüyor. Üstelik tek yüklenen mermer de değil. Gemi buraya gelirken, kömür yüklü geliyor. Yine insan gücüyle o kömür, ambarlardan limana indiriliyor. Oradan da tüm adaya dağıtılıyor.”

Mimar Sinan Üniversitesi Dersleri Devam Ediyor

Kategori: Doğal Taşlar Yorum Yok »

Mimar Sinan Üniversitesi Dersleri Devam Ediyor

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Mimari Restorasyon Programı ile yapılan işbirliği sonucu, 2008-2009 öğretim yılında öğrencilere yönelik uygulamalı eğitim programı devam ediyor. Bu çerçevede, öğrencilere uygulamalı olarak verilen “Doğaltaş Jeolojisi ve Üretim Teknikleri” ile “Doğaltaş Kullanımı ve Uygulama Metodları” ders programları TÜMMER Onursal Başkanı Metin Balıbey ile Yönetim Kurulu Üyesi Haşim Acar tarafından yürütülüyor.

Son olarak, 1. sınıf öğrencilerine 29 Aralık 2009 Salı günü, “Doğaltaş Kimyasalları” konusu, Haşim Acar tarafından uygulamalı olarak anlatıldı. Epoksi ile taş güçlendirme, polyester ile dolgu, polyester mastik ile kırık taş yapıştırma, leke önleme (mürekkep lekesi testi), nanatech ürünler ile limestone yüzey sertleştirme ve aşınma dayanımını arttırma, asit bazlı kimyasallar ile taş eskitme ve kumlama efekti verme, temizleme ve leke çıkartma konularının işlendiği ders sonrası öğrencilere konuyla ilgili yardımcı malzemeler temin edilerek müsait zamanlarda kimysasal uygulamalara devam etmeleri sağlandı.

TÜMMER işbirliği ile devam eden eğitim programının bir başka ders konusu ise “Mozaik Üretim Süreçleri”.  Dersin teori kısmını oluşturan birinci bölümü 15 Aralık 2009 Salı günü, Silkar -Mozaik İşletme Müdürü İbrahim Kaya tarafından verildi. Mozaiğin tarihsel gelişimi ve günümüz örnekleri ile mozaik uygulama süreçlerinin anlatıldığı dersin Şubat 2010′da gerçekleştirilmesi planlanan ikinci bölümünde ise fabrika ziyareti ve uygulama eğitimi öngörülmektedir.

Türkiye deki Madencilik

Kategori: Doğal Taşlar Yorum Yok »

Madencilik,

  • Arz kabuğunda bulunan cevher, endüstriyel hammadde, kömür ve petrol gibi ekonomik değeri olan herhangi bir maddeyi yeryüzüne çıkarıp onu paraya dönüştürme işidir. Madenciliğin amacı, ekonomiye gerekli doğal hammaddeyi sağlamaktır.
  • Ekonomik önemi bulunan mineralleri rasyonel bir şekilde endüstriye sağlamak için geliştirilmiş uygulamalı bilim dalıdır.
  • Maden yataklarının aranması, projelendirilmesi, işletilmesi ve çıkarılan madenin zenginleştirilmesi ile ilgili işlemleri içerir.

Madencliğin Durumu

Kategori: Doğal Taşlar Yorum Yok »

http://www.guneysi.com/madencilik_dosyalar/maden2.jpg

Enerji maliyetlerinin bu denli yüksek olduğu bir ülkede madenciliğin nasıl gelişebileceğini anlatsın birileri bana. Elektriğin ve mazotun bu denli pahalı olduğu, SSK prim ve vergilerin bu kadar tavan olduğu bir ülkede kimse bir gelişme beklemesin madencilikten. Hayvancılığa verilen teşviklerin çeyreği verilse idi madenciliğe bugün Türkiye ekonomisinin lokomotiflerinden biri olurdu madencilik.

Peki bunu ben biliyorum da siyasilerimiz, devlet adamlarımız bilmiyor mu? Elbette biliyorlar ama ülkenin kalkınmış, halkın zengin ve bu doğrultuda eğitilmiş olması onların rant kapılarını kapatacaktır. Halk ne kadar yoksul ve cahil olursa onların cebi o oranda dolacaktır. Kısacası ülke yönetiminden sahici ve samimi bir adım atılmadıkça kimse bu sektörden bir gelişme beklemesin.

Madencilik Sektörü Kan Ağlıyor

Kategori: Doğal Taşlar Yorum Yok »
habermaden.comTMMOB Maden Mühendisleri Odası Başkanı Mehmet Torun, “Zor günler geçiriyoruz, maden mühendislerinin işsizlik oranı yüzde 35’ler civarında. Bu oran genç mühendislerde daha da yüksek” dedi.

TMMOB Maden Mühendisleri Odası Başkanı Mehmet Torun, meslektaşlarının son yıllarda ciddi statü kaybı içinde bulunduklarını ifade ederek, “Zor günler geçiriyoruz, maden mühendislerinin işsizlik oranı yüzde 35’ler civarında. Bu oran genç mühendislerde daha da yüksek” diye konuştu.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Maden Mühendisleri Odası, Dünya Madenciler Günü dolayısıyla ‘Madenciler Gecesi’ düzenledi. Dedeman Oteli’ndeki geceye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, milletvekilleri ve maden mühendisleri katıldı.


Özel sektörde dikkat
Bakan Yıldız, gecedeki konuşmasında, maden mühendislerinin zor bir mesleğe mensup olduklarını, ancak ülke kaynaklarını, yer altı zenginliklerini harekete geçirerek önemli bir görev ifa ettiklerini belirtti.
Dünyada bazı ülkelerin gayri safi yurt içi hasılasında madenciliğin önemli bir payı olduğuna dikkati çeken Yıldız, “’Türkiye de yurt dışı borçlanmaya girmeden kendi öz kaynaklarını yer altı kaynaklarını çıkartarak sağlayabilir” dedi.
Global krizin madencilik sektörünü de etkilediğini ve net karlarda düşüşe neden olduğunu kaydeden Yıldız, Türkiye’de son 7-8 yıl içinde maden arama ruhsatlarının arttığını, ancak bu durumun bir takım avantajlarının yanı sıra dezavantajları da beraberinde getirdiğini anlattı. Bakan Yıldız, bu nedenle kamunun, özellikle özel sektörün dikkatli olması gerektiğine işaret etti.

Gençlerde işsizlik
TMMOB Maden Mühendisleri Odası Başkanı Mehmet Torun da meslektaşlarının son yıllarda ciddi statü kaybı içinde bulunduklarını ifade ederek, “Zor günler geçiriyoruz, maden mühendislerinin işsizlik oranı yüzde 35’ler civarında. Bu oran genç mühendislerde daha da yüksek” diye konuştu.

Madenciler gecesinde daha sonra, meslekte 40-50 yılını dolduranlara Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer ile milletvekillerince plaket verildi.

Doğal Yapı Taşları

Kategori: Doğal Taşlar Yorum Yok »
Image
Prof. Dr. Turgay ONARGAN
DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ
DOĞAL YAPI TAŞLARI VE SÜS TAŞLARI A.B.D. BAŞKANI


Yerkabuğundan çıkarılarak kullanılan ‘Endüstriyel Hammaddeler’ içinde ‘Doğal Taşlar’ın önemli bir yeri vardır. Doğal taşlar tarihsel çağlar boyunca insan ile bütünleşen bir malzemedir. İnsan yaşamı, barınmadan, korunmaya, duygularını, mesajlarını geleceğe aktarmadan, sonsuza yolculuğunda bedenini emanet etmeye kadar, sağlamlığın ve güvenin simgesi olan taş ile iç içedir. Taş ilkel insandan, günümüz çağdaş insanına kadar onun yaşamında şekil ve işlev değiştirerek sürekli kullanıla gelmiştir.

Dünyadaki bilimsel ve teknolojik gelişmeye paralel olarak yaşam anlayışı da, beklentiler de değişmektedir. Günümüzde, daha sakin ve huzurlu doğal ortamlarda yaşama isteği giderek artmaktadır. Çağdaş insan bu özlemini olabildiğince doğal taşlarla bezenmiş mekânlarda yaşamını sürdürerek gidermeye, en azından buna katkı sağlamaya çalışmaktadır.

Gelinen nokta da doğal taş sektörünün açmazlarını;  1. Üretimde Verimlilik (Ocak + Fabrika), 2.Akredite Laboratuvar + Ce Markası, 3. Çevresel Etki Kaynaklı Problemler, ve 4. Toplam Kalite ve Organizasyon  Problemleri olarak saymak mümkündür. Doğal taş sektöründe yer alan kuruluşlar, ödeme güçlüğü, öz kaynak yetersizliği vb. sorunlar nedeniyle yerli üreticiler maden işletme ruhsatlarını yabancı sermayeye satmakta ya da yabancı sermayeyi ortak alarak üretim yapmaktadırlar.  Bugün yaşanan sıkıntıların atlatılmasında dış ticareti göz önüne alarak kur politikalarının güncellenmesi, standartlaşmaya önem verilmesi, özellikle yeni yatırımların gerçekleştirilebilmesi için gereken düşük faizli finansmanın sağlanması ve ocak verimliliğini arttırıcı çalışmaların gerçekleştirilmesinin zorunluluk haline geldiği açıktır. Ancak bunların tek başına yapılması sektörü yarınlara taşımayacak, bugünü kurtaracaktır. Gelecekte sektörün önünü açacak olan bazı düzenlemelere açılım yapmak açısından Vizyon temelli aşağıda başlıklar altında verdiğim hususların önem kazanacağını düşünmekteydim.

KALİTE VE STANDARDİZASYON;
Doğal taşların kalitesinin tayininde ve en uygun kullanım alanlarının belirlenmesinde en önemli parametrelerden birisi de ilgili standartlara uyma derecesidir. Zira standartlara uygun doğaltaş ürünler kullanım yerlerinde uzun ömürlü olarak kalmakta, renk, desen, fiziksel özelliklerini koruyabilmektedirler. Standartlara uygun özellikler taşıyan ürünler daha çok talep görmekte ve böylelikle pazar payının sürekliliği sağlanmakta ve daha kolay markalaşabilmektedir. Doğal taş malzeme kullanıcısı durumunda olan uygulamacılar standartları ürünlerde arayarak kullanım yerine en uygun doğal taşı seçebilecekler ve kullandıkları malzemelerin en uzun ömürlü ve ilk günkü albenisi ile kalmasını sağlayacaklardır. Doğal taşların kullanılmasında uluslararası standardizasyon çalışmalarını bilmek ve ürün seçiminde bunlara dikkat etmek projelerin başarısında en önemli etkenlerden birisi olarak karşımızda durmaktadır

LOJİSTİK;
Küreselleşme ve artan rekabet, işletmelerin ürün fiyatlarını, dolayısıyla maliyetlerini ve verimliliklerini daha iyi kontrol etmelerini zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda tedarik zinciri ve lojistik yönetimi, hammadde satıcılarından montajcılara ve son kullanıcılara kadar tüm üretim ve dağıtım süreci boyunca malzeme ve bilgi akışının yönetimine yardımcı olmaktadır. İşletmeler arası tedarik zinciri ve lojistik yönetimi yapısı, süreç, insan, teknoloji ve performans ölçümlemeleri gibi çeşitli açılardan tek bir işletme şeklinde hareket ederek kaynakların ortak kullanımı sayesinde sinerji yaratmayı hedeflemektedir(Paksoy vd., 2003; s.4). Özellikle pazarda yaşanan yoğun rekabet, müşteri beklentilerinin değişmesi, teknolojide yaşanan hızlı değişim gibi unsurlar yeteneksel gelişmenin tesisi konusunda işletmelere baskı yapmaktadır. Bu noktada, etkin ve entegre lojistiğin ortaya çıkarılması bütünü parçalarıyla ele almayı gerekli kılmaktadır.

VERİ TABANLI PAZARLAMA GEREKSİNİMİ;
Çağdaş pazarlama iletişimindeki müşteri odaklı yaklaşım müşterilere ilişkin her türlü bilginin işletmeler tarafından değerlendirilmesi gerekliliğinin önemini vurgulamakta ve veri tabanı pazarlama sisteminin oluşturulmasına büyük önem vermektedir. Veri tabanı pazarlama sistemi ile elde edilecek bilgiler işletmenin ürün ve hizmetlerine artı bir değer katmaktadır. Veri tabanı teknolojisini yetkin olarak kullanabilen pazarlama iletişimi uzmanları elde ettikleri veriler doğrultusunda doğru hedef kitlelere, doğru iletişim karması ile gitme, bunların geri beslemesini alma ve sınırlı kurumsal kaynakları çok daha etkin olarak kullanma şansına sahip olacaklardır.

SERVİS ÖMRÜ VE DAYANIKLILIK;
Binalar, insanlık için güvenlik içinde yaşayabilecekleri, sağlıklı ve konforlu bir ortam sağlamalarının yanı sıra, kendilerinden beklenen bu fonksiyonlarını yapının ömrü boyunca devam ettirmekle de sorumludurlar. Doğal taşların servis ömrünün en az 60 yıl olması, estetik açıdan renk ve albenisini 10 yıldan fazla koruyabilmesi, 10 yılda bir tamir bakım gerektirmesi ve tamir bakım giderlerinin büyüklüğü gibi hususlar son yıllarda aranan özellikler arasına girmiştir. Antik dönemden günümüze önemli yapıtların özenle seçilen malzemelerle yapılması mimarlık geleneği olarak süregelmiştir. Anadolu’nun birçok ören yerinde rastlanan tapınak, tiyatro gibi anıtlar iri boyutlu dayanıklı doğal taşlarla yapıldıkları için günümüze kadar gelebilmişlerdir. Anadolu’da 4000 yıl önce kurulan ve atalarımız olan Hitit uygarlığını Yakındoğu’daki diğer uygarlıklardan ayıran en önemli özellik insan hakları ve hoşgörü kültürünün gelişmiş olmasıydı. O uygarlık hakkındaki tüm bilgilere bugün bıraktıkları taş eserlerle ulaşılabilmektedir.

ÇEVRESEL MİMARLIK;
Bu kavramı içerisine alan Ekolojik Planlama; doğa ile barışık ve ona en az zarar verecek tasarımları gerçekleştirmek anlamına gelmektedir. Yaşadığımız çağ, sosyal yaşam alanlarının tümünde saydamlığın, bireyin evrensel hakları ve özgürleşme alanlarının, kamu kurumlarının katılımının en yüksek düzeyde olması gereken bir çağdır. Kamu kurumlarında yerli doğal taşların kullanılması mutlaka zorunlu hale getirilmelidir.  Güneş enerjisinden, rüzgardan, yağmurdan yararlanma, artık malzemeleri tekrar kullanma, iklimin özelliklerini pozitif enerjiye dönüştürme, doğayı yapı içerisine alarak onunla birlikte yaşama, doğanın olumlu ve olumsuz yönlerini dikkate alarak “Biyo-Klimatik” akıllı binalar tasarlamak; terör ve benzeri tehlikelere karşı önlemler almak suretiyle ekolojik “sürdürülebilir” mimarlık yapmak yakın gelecekte büyük önem taşıyacaktır ve bunda da kullanılabilecek en önemli malzeme doğal taşlar olacaktır.

DOĞAL TAŞLAR NETWORK SİSTEM KURULUŞU;
Doğal taş işletmelerimizin dünyada gelişen yeni ekonomik koşullara karşı değişim ihtiyacını karşılamak üzere ve sürekli büyümeyi ve özellikle Avrupa pazarlarında yer edinmeyi hedefleyen şirketlere danışmanlık vermek amacı ile kurulacak “Doğal Taşlar Network Sistem Kuruluşu” na gereksinim duyulacaktır. Bu kuruluşa bağlı olan şirketler dünya üzerine yayılmış bilgi ve teknoloji ağı sayesinde Danışmanlık, Ticaret ve Yazılım geliştirme konularında ürün ve hizmet sunabilecektir. Globalleşen dünya düzeni içerisinde ticaretin belirli standartlara göre yapıldığı pazarlarda işletmelerin ihtiyaç duyduğu hususlar, en yeni teknik ve teknolojik çözümler kullanılarak, işletmelerin beklentilerine göre uzman kadrosu tarafından şekillendirilebilecektir.

İŞLETME OPTİMİZASYONU VE DOĞRUDAN PAZARLAMA TEKNİKLERİ;
Birçoğu Kobi niteliğinde olan doğal taş işletmeleri varlıklarını sürdürebilmeleri için, tüm işletme faaliyetlerini kolaylaştırıp, iş yüklerini ve maliyetlerini azaltarak dışa açılmalarını sağlayacak geleceğe dönük akılcı stratejiler geliştirmeleri zorunlu hale gelmiştir. Son yıllardaki işletmelerdeki optimizasyon sorunlarının çözümü yönetsel, işlemsel ve toplumsal sistemlerin yanı sıra ekonomik sistemlerin işlerlik kazanması açısından son derece önemlidir. Doğal taş ticaretinde daha önceleri önerilen “Sektöryel Dış Ticaret Şirketleri” nin bu sektörde başarılı uygulanabilmesinin mümkün olmadığı yaşanan süreçlerde görülmüştür. Doğal taş sektörüne en uygun Doğrudan Pazarlama’ nın bugün ulaştığı en son nokta olarak da iletişim teknolojisinin bütün olanaklarının kullanıldığı elektronik ortamda yapılan pazarlama, bir başka ifade ile İnternet’te pazarlama seçeneğidir.
Sonuç olarak artık sektöre vizyon önerisi yapanların, mevcut kısır sorunların çözülmesini söylemesi, ya da 2000 li yıllara atıfta bulunarak 2,5 milyar dolar ve benzer ihracat rakamları hedefleri göstermesi yerine, yeni açılımlar ve katma değer sağlayacak modelleri önermeleri gerektiğine inanmaktayım. Avrupa Birliği’nde hummalı bir şekilde devam eden Ar-Ge çalışmalarının ülkemizde de olması gerektiğini bir kez daha söylemenin ise yersiz olduğu bir gerçektir.
Copyright © 2008 - 2009 Granit.Gen.tr Tüm Hakları Saklıdır.
Yazılar RSS Yorumlar RSS Giriş
Granit Granit Granit Granit dogal tas Granit kup tas kayrak tasi tas duvar